وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inanıp
مِنْ تَحْتِهَا
altlarından
﴿١٢٢﴾
بِاَمَانِيِّكُمْ
ne sizin kuruntularınızla
وَلَٓا اَمَانِيِّ
ne kuruntularıyla
وَلَا نَص۪يراً
ne de yardımcı
﴿١٢٣﴾
مِنَ الصَّالِحَاتِ
güzel işler
فَاُو۬لٰٓئِكَ
işte öyle kimseler
وَلَا يُظْلَمُونَ
ve haksızlığa uğratılmazlar
﴿١٢٤﴾
اَحْسَنُ
daha güzel olabilir?
وَهُوَ مُحْسِنٌ
iyilik edici olarak
﴿١٢٥﴾
﴿١٢٦﴾
وَيَسْتَفْتُونَكَ
senden fetva istiyorlar
يُفْت۪يكُمْ
size hükmünü açıklıyor
ف۪يهِنَّۙ
onlar hakkında ki
النِّسَٓاءِ
kadınlar hakkında
الّٰت۪ي لَا تُؤْتُونَهُنَّ
vermeyip
اَنْ تَنْكِحُوهُنَّ
kendileriyle evlenmek
وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ
ve zavallı
مِنَ الْوِلْدَانِۙ
çocuklar hakkında
وَاَنْ تَقُومُوا
ve yerine getirmeniz hakkında
لِلْيَتَامٰى
öksüzlere karşı
وَمَا تَفْعَلُوا
yapacağınız
﴿١٢٧﴾