لَيَجْمَعَنَّكُمْ
sizi bir araya toplayacaktır
﴿٨٧﴾
الْمُنَافِق۪ينَ
münafıklar
فِئَتَيْنِ
iki gruba ayrıldınız
اَرْكَسَهُمْ
onları baş aşağı etmiştir
اَتُر۪يدُونَ
mi istiyorsunuz?
اَنْ تَهْدُوا
doğru yola iletmek
فَلَنْ تَجِدَ
artık bulamazsınız
﴿٨٨﴾
لَوْ تَكْفُرُونَ
sizin de inkar etmenizi
كَفَرُوا
kendilerin inkar ettiği
فَتَكُونُونَ
ki onlarla olasınız
فَلَا تَتَّخِذُوا
o halde edinmeyin
يُهَاجِرُوا
onlar göç edinceye
تَوَلَّوْا
yüz çevirirlerse
فَخُذُوهُمْ
onları yakalayın
وَجَدْتُمُوهُمْۖ
bulursanız
وَلَا تَتَّخِذُوا
ve tutmayın
وَلَا نَص۪يراًۙ
ne de yardımcı
﴿٨٩﴾
الَّذ۪ينَ يَصِلُونَ
sığınanlar
وَبَيْنَهُمْ
kendileri arasında
اَنْ يُقَاتِلُوكُمْ
sizinle savaşmaktan
قَوْمَهُمْۜ
kendi toplumlarıyle
لَسَلَّطَهُمْ
onları salardı
فَلَقَاتَلُوكُمْۚ
sizinle savaşırlardı
اعْتَزَلُوكُمْ
onlar sizden uzak dururlar
فَلَمْ يُقَاتِلُوكُمْ
sizinle savaşmazlar
السَّلَمَۙ
barış içinde yaşamak
عَلَيْهِمْ
onların aleyhine
﴿٩٠﴾
سَتَجِدُونَ
bulacaksınız ki
اَنْ يَأْمَنُوكُمْ
sizden emin olmak
وَيَأْمَنُوا
ve emin olmak
قَوْمَهُمْۜ
kendi toplumlarından
اُرْكِسُوا
başaşağı atılırlar
لَمْ يَعْتَزِلُوكُمْ
onlar sizden uzak durmazlar
السَّلَمَ
barış içinde yaşamak
وَيَكُفُّٓوا
(saldırıdan) çekmezlerse
فَخُذُوهُمْ
onları yakalayın
ثَقِفْتُمُوهُمْۜ
bulursanız
وَاُو۬لٰٓئِكُمْ
işte öylelerine
﴿٩١﴾