الَّذ۪ينَ لَعَنَهُمُ
la'netlediği (insanlardır)
فَلَنْ تَجِدَ
artık bulamazsın
﴿٥٢﴾
نَق۪يراًۙ
bir çekirdek zerresi bile
﴿٥٣﴾
يَحْسُدُونَ
onları kıskanıyorlar mı
مَٓا اٰتٰيهُمُ
verdiği (vahiyler)
وَاٰتَيْنَاهُمْ
ve onlara vermiştik
﴿٥٤﴾
﴿٥٥﴾
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenleri
لِيَذُوقُوا
tadsınlar diye
كَانَ عَز۪يزاً
daima üstündür
حَك۪يماً
hüküm ve hikmet sahibidir
﴿٥٦﴾
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inanıp
مِنْ تَحْتِهَا
altlarından
وَنُدْخِلُهُمْ
ve onları sokacağız
ظَل۪يلاً
(hiç güneş sızmayan) eşsiz
﴿٥٧﴾
اَنْ تَحْكُمُوا
hükmetmenizi
يَعِظُـكُمْ
size öğüt veriyor
﴿٥٨﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا
inananlar
تَنَازَعْتُمْ
anlaşmazlığa düşerseniz
ف۪ي شَيْءٍ
herhangi bir şeyde
وَاَحْسَنُ
ve daha güzeldir
تَأْو۪يلاً۟
sonuç bakımından da
﴿٥٩﴾