وَلَا يُؤْمِنُونَ
inanmazlar
وَلَا بِالْيَوْمِ
ve gününe
قَر۪يناً
bir arkadaş(ı var)dır
﴿٣٨﴾
وَاَنْفَقُوا
ve harcasalardı
مِمَّا رَزَقَهُمُ
kendilerine verdiği rızıktan
﴿٣٩﴾
لَا يَظْلِمُ
haksızlık etmez
حَسَنَةً
(zerre miktarı) bir iyilik
يُضَاعِفْهَا
onu kat kat yapar
مِنْ لَدُنْهُ
kendi katından da
﴿٤٠﴾
فَكَيْفَ
(halleri) nice olur?
عَلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
bunlara
﴿٤١﴾
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
nankörlük edip
الرَّسُولَ
(Allah'ın) Elçi(sin)e
وَلَا يَكْتُمُونَ
ve gizleyemezler
﴿٤٢﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar
لَا تَقْرَبُوا
yaklaşmayın
مَا تَقُولُونَ
ne dediğinizi
وَلَا جُنُباً
cünüp iken de
مِنَ الْغَٓائِطِ
tuvaletten
فَلَمْ تَجِدُوا
bulamadığınız takdirde
فَتَيَمَّمُوا
teyemmüm edin
فَامْسَحُوا
(Toprağı) sürün
وَاَيْد۪يكُمْۜ
ve ellerinize
كَانَ عَفُواًّ
çok affeden
غَفُوراً
çok bağışlayandır
﴿٤٣﴾
اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا
şu kendilerine verilenleri
يَشْتَرُونَ
satın alıyorlar
وَيُر۪يدُونَ
istiyorlar ki
اَنْ تَضِلُّوا
siz de sapıtasınız
﴿٤٤﴾