الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا
kendilerine verilenlerden
لَتُبَيِّنُنَّهُ
onu mutlaka açıklayacaksınız
وَلَا تَكْتُمُونَهُۘ
gizlemeyeceksiniz
فَنَبَذُوهُ
fakat onlar (verdikleri sözü) attılar
مَا يَشْتَرُونَ
satın alıyorlar
﴿١٨٧﴾
الَّذ۪ينَ يَفْرَحُونَ
sevinen
بِمَٓا اَتَوْا
o ettiklerine
بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا
yapmadıkları şeylerle
فَلَا تَحْسَبَنَّهُمْ
ve zannetme
بِمَفَازَةٍ
kurtulacaklarını
وَلَهُمْ
onlar için vardır
﴿١٨٨﴾
عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ
herşeye
﴿١٨٩﴾
وَاخْتِلَافِ
gidip gelişinde
﴿١٩٠﴾
الَّذ۪ينَ يَذْكُرُونَ
onlar anarlar
وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ
ve yanları üzerine yatarken
وَيَتَفَكَّرُونَ
düşünürler
ف۪ي خَلْقِ
yaratılışı üzerinde
رَبَّنَا
Rabbimiz (derler)
﴿١٩١﴾
اَخْزَيْتَهُۜ
onu perişan etmişsindir
مِنْ اَنْصَارٍ
yardımcıları
﴿١٩٢﴾
اَنْ اٰمِنُوا
inanın (diyerek)
ذُنُوبَنَا
bizim günahlarımızı
سَيِّـَٔاتِنَا
kötülüklerimizi
﴿١٩٣﴾
مَا وَعَدْتَنَا
va'dettiğini
وَلَا تُخْزِنَا
bizi rezil, perişan etme
الْم۪يعَادَ
verdiğin sözden
﴿١٩٤﴾