وَمَٓا اَصَابَكُمْ
sizin başınıza gelen
الْجَمْعَانِ
iki topluluğun
فَبِاِذْنِ
ancak izniyle olmuştur
الْمُؤْمِن۪ينَۙ
inananları
﴿١٦٦﴾
وَلِيَعْلَمَ
ve bilmesi için
الَّذ۪ينَ نَافَقُواۚ
iki yüzlülük edenleri
قِتَالاً
savaş (olacağını)
لَاتَّبَعْنَاكُمْۜ
sizinle gelirdik
مِنْهُمْ لِلْا۪يمَانِۚ
imandan çok
بِاَفْوَاهِهِمْ
ağızlarıyla
ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ
kalblerinde
اَعْلَمُ
çok iyi bilmektedir
يَكْتُمُونَۚ
içlerinde sakladıkları
﴿١٦٧﴾
الَّذ۪ينَ قَالُوا
diyenlere
لِاِخْوَانِهِمْ
kardeşleri için
وَقَعَدُوا
(Savaştan geri kalıp) oturarak
اَطَاعُونَا
bizim sözümüzü tutsalardı
مَا قُتِلُواۜ
öldürülmezlerdi
عَنْ اَنْفُسِكُمُ
kendinizden
﴿١٦٨﴾
الَّذ۪ينَ قُتِلُوا
öldürülenleri
اَحْيَٓاءٌ
(onlar) diridirler
يُرْزَقُونَۙ
rızıklanmaktadırlar
﴿١٦٩﴾
بِمَٓا اٰتٰيهُمُ
kendilerine verdiklerinden
وَيَسْتَبْشِرُونَ
ve müjdelemek isterler
بِالَّذ۪ينَ لَمْ يَلْحَقُوا
henüz yetişemeyenlere de
مِنْ خَلْفِهِمْۙ
arkalarından
اَلَّا خَوْفٌ
korku olmadığına
وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۢ
onların da üzüntüye uğramayacaklarına
﴿١٧٠﴾
يَسْتَبْشِرُونَ
sevinirler
لَا يُض۪يعُ
zayi etmeyeceğine
الْمُؤْمِن۪ينَۚۛ
mü'minlerin
﴿١٧١﴾
اسْتَجَابُوا
çağrısına uydular
مَٓا اَصَابَهُمُ
isabet ettikten
لِلَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا
güzel davrananlar
وَاتَّقَوْا
ve korunanlar için
﴿١٧٢﴾
اِنَّ النَّاسَ
(Düşman) İnsanlar
جَمَعُوا
(ordu) toplamışlar
فَاخْشَوْهُمْ
onlardan korkun
فَزَادَهُمْ
(bu söz) onların artırdı
﴿١٧٣﴾