تُحْشَرُونَ
götürüleceksiniz
﴿١٥٨﴾
لِنْتَ
sen yumuşak davrandın
لَانْفَضُّوا
dağılır, giderlerdi
وَاسْتَغْفِرْ
ve mağfiret dile
وَشَاوِرْهُمْ
onlara danış
الْمُتَوَكِّل۪ينَ
kendine dayanıp güvenenleri
﴿١٥٩﴾
يَنْصُرْكُمُ
size yardım ederse
يَخْذُلْكُمْ
sizi yüz üstü bırakırsa
ذَا الَّذ۪ي يَنْصُرُكُمْ
size yardım edebilir
مِنْ بَعْدِه۪ۜ
O'ndan sonra
فَلْيَتَوَكَّلِ
dayansınlar
﴿١٦٠﴾
وَمَا كَانَ
olur şey değildir
اَنْ يَغُلَّۜ
hiyanet etmesi
يَأْتِ
boynuna yüklenip getirir
بِمَا غَلَّ
hıyanet ettiği şeyi
لَا يُظْلَمُونَ
hiçbir haksızlığa uğratılmazlar
﴿١٦١﴾
﴿١٦٢﴾
دَرَجَاتٌ
derece derecedirler
بِمَا يَعْمَلُونَ۟
onların yaptıklarını
﴿١٦٣﴾
مَنَّ
büyük lutufta bulundu
عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minlere
مِنْ اَنْفُسِهِمْ
kendi içlerinden
اٰيَاتِه۪
(Allah'ın) ayetlerini
وَيُزَكّ۪يهِمْ
kendilerini yücelten
وَيُعَلِّمُهُمُ
ve kendilerine öğreten
وَاِنْ كَانُوا
bulunuyorlarken
﴿١٦٤﴾
اَصَابَتْكُمْ
sizin başınıza
اَصَبْتُمْ
onların başlarına getirdiğiniz halde
مِثْلَيْهَاۙ
onun iki katını
اَنّٰى
nereden (başımıza geldi)
مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِكُمْۜ
kendinizdendir
عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ
herşeye
﴿١٦٥﴾