وَاِذْ نَجَّيْنَاكُمْ
sizi kurtarmıştık
مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ
Fir'avn ailesinden
يَسُومُونَكُمْ
onlar size reva görüyor
اَبْنَٓاءَكُمْ
oğullarınızı
وَيَسْتَحْيُونَ
sağ bırakıyorlardı
نِسَٓاءَكُمْۜ
kadınlarınızı
مِنْ رَبِّكُمْ
Rabbinizden
﴿٤٩﴾
فَاَنْجَيْنَاكُمْ
sizi kurtarmış
وَاَغْرَقْـنَٓا
ve boğmuştuk
اٰلَ فِرْعَوْنَ
Fir'avn ailesini
﴿٥٠﴾
اتَّخَذْتُمُ
siz (tanrı) edinmiştiniz
مِنْ بَعْدِه۪
onun ardından
﴿٥١﴾
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz diye
﴿٥٢﴾
تَهْتَدُونَ
hidayete erersiniz diye
﴿٥٣﴾
بِاتِّخَاذِكُمُ
(tanrı) edinmekle
فَتُوبُٓوا
gelin tevbe edin de
اِلٰى بَارِئِكُمْ
yaratıcınıza
اَنْفُسَكُمْۜ
nefislerinizi
فَتَابَ عَلَيْكُمْۜ
sizin tevbenizi kabul buyurmuş olur
التَّوَّابُ
tevbeyi çok kabul edendir
﴿٥٤﴾
فَاَخَذَتْكُمُ
derhal sizi yakalamıştı
الصَّاعِقَةُ
yıldırım gürültüsü
تَنْظُرُونَ
bunu görüyordunuz
﴿٥٥﴾
بَعَثْنَاكُمْ
sizi tekrar diriltmiştik
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz diye
﴿٥٦﴾
وَظَلَّلْنَا
ve gölgelik çektik
وَالسَّلْوٰىۜ
ve bıldırcın
مِنْ طَيِّبَاتِ
güzelliklerden
مَا رَزَقْنَاكُمْۜ
rızık olarak verdiğimiz
وَمَا ظَلَمُونَا
onlar bize zulmetmiyorlardı
﴿٥٧﴾