فَاِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ
yalnız size geldiği zaman
فَلَا خَوْفٌ
artık bir korku yoktur
وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
ve onlar üzülmeyeceklerdir
﴿٣٨﴾
بِاٰيَاتِنَٓا
ayetlerimizi
خَالِدُونَ۟
ebedi kalacaklardır
﴿٣٩﴾
الَّت۪ٓي اَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ
size verdiğim
بِعَهْد۪ٓي
bana verdiğiniz sözü
بِعَهْدِكُمْ
size verdiğim sözü
وَاِيَّايَ
ve sadece benden
﴿٤٠﴾
بِمَٓا اَنْزَلْتُ
indirdiğime
مُصَدِّقاً
doğrulayıcı olarak
لِمَا مَعَكُمْ
sizin yanınızda bulunanı
وَلَا تَكُونُٓوا
ve olmayın
وَلَا تَشْتَرُوا
ve satmayın
بِاٰيَات۪ي
benim ayetlerimi
﴿٤١﴾
وَلَا تَلْبِسُوا
ve katıştırmayın
وَتَكْتُمُوا
ve gizlemeyin
وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
bildiğiniz halde
﴿٤٢﴾
الرَّاكِع۪ينَ
rüku edenlerle
﴿٤٣﴾
وَتَنْسَوْنَ
unutuyor musunuz?
تَتْلُونَ
okuduğunuz halde
اَفَلَا تَعْقِلُونَ
hala aklınızı kullanmıyor musunuz?
﴿٤٤﴾
وَاسْتَع۪ينُوا
yardım dileyin
عَلَى الْخَاشِع۪ينَۙ
saygı gösterenlerden
﴿٤٥﴾
اَلَّذ۪ينَ يَظُنُّونَ
bilirler
وَاَنَّهُمْ
ve gerçekten onlar
﴿٤٦﴾
الَّت۪ٓي اَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ
size verdiğim
وَاَنّ۪ي فَضَّلْتُكُمْ
ve sizi üstün kıldığımı
عَلَى الْعَالَم۪ينَ
alemlere
﴿٤٧﴾
لَا تَجْز۪ي
cezasını çekmeyeceği
وَلَا يُقْبَلُ
kabul edilmeyeceği
وَلَا يُؤْخَذُ
alınmayacağı
وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ
hiçbir yardım yapılmayacağı
﴿٤٨﴾