سُورَةُ الزّلزَلة مَدَنِيَّةٌ وَهِيَ ٨ ايَةً - الترتيب الوحي ٩٣
اِذَا
zaman
زُلْزِلَتِ
sarsıldığı
الْاَرْضُ
yer
زِلْزَالَهَاۙ
yaman sarsıntı ile
﴿١﴾
وَاَخْرَجَتِ
ve çıkardığı (zaman)
الْاَرْضُ
yer
اَثْقَالَهَاۙ
ağırlıklarını
﴿٢﴾
وَقَالَ
ve dediği (zaman)
الْاِنْسَانُ
insan
مَا لَهَاۚ
ona ne oluyor?
﴿٣﴾
يَوْمَئِذٍ
işte o gün
تُحَدِّثُ
söyler
اَخْبَارَهَاۙ
haberlerini
﴿٤﴾
بِاَنَّ
çünkü
رَبَّكَ
Rabbin
اَوْحٰى لَهَاۜ
ona vahyetmiştir
﴿٥﴾
يَوْمَئِذٍ
o gün
يَصْدُرُ
çıkarlar
النَّاسُ
insanlar
اَشْتَاتاً
ayrı ayrı gruplar halinde
لِيُرَوْا
gösterilsin diye
اَعْمَالَهُمْۜ
yaptıkları işler
﴿٦﴾
فَمَنْ
artık kim
يَعْمَلْ
yapmışsa
مِثْقَالَ
ağırlığınca
ذَرَّةٍ
zerre
خَيْراً
hayır
يَرَهُۜ
onu görür
﴿٧﴾
وَمَنْ
ve kim
يَعْمَلْ
yapmışsa
مِثْقَالَ
ağırlığınca
ذَرَّةٍ
zerre
شَراًّ
şer
يَرَهُ
onu görür
﴿٨﴾
سُورَةُ العَاديَات مَكِّيَةٌ وَهِيَ ١١ ايَةً - الترتيب الوحي ١٤
وَالْعَـادِيَاتِ
andolsun koşanlara (atlara)
ضَبْـحاًۙ
soluk soluğa
﴿١﴾
فَالْمُـورِيَاتِ
(tırnaklarıyla) ateş çıkaranlara
قَـدْحاًۙ
çarparak
﴿٢﴾
فَالْمُغ۪يرَاتِ
akın edenlere
صُبْحاًۙ
sabahleyin
﴿٣﴾
فَاَثَرْنَ
toz koparanlara
بِه۪
onunla (ayaklarıyla)
نَقْعاًۙ
toz
﴿٤﴾
فَوَسَطْنَ
derken dalanlara
بِه۪
onunla
جَمْعاًۙ
bir topluluğa
﴿٥﴾
اِنَّ
şüphesiz
الْاِنْسَانَ
insan
لِرَبِّه۪
Rabbine karşı
لَكَنُودٌۚ
çok nankördür
﴿٦﴾
وَاِنَّهُ
ve o da
عَلٰى ذٰلِكَ
buna
لَشَه۪يدٌۚ
şahiddir
﴿٧﴾
وَاِنَّهُ
doğrusu o
لِحُبِّ
sever
الْخَيْرِ
malı
لَشَد۪يدٌۜ
çok
﴿٨﴾
اَفَلَا يَعْلَمُ
bilmez mi?
اِذَا
zaman
بُعْثِرَ
dışarı atıldığı
مَا
olanlar
فِي الْقُبُورِۙ
kabirlerde
﴿٩﴾
وَحُصِّلَ
devşirildiği (zaman)
مَا
bulunanlar
فِي الصُّدُورِۙ
göğüslerde
﴿١٠﴾
اِنَّ
şüphesiz
رَبَّهُمْ
Rabbleri
بِهِمْ
onları
يَوْمَئِذٍ
o gün
لَخَب۪يرٌ
haber almıştır
﴿١١﴾
 
599 sayfa okundu