وَلَلْاٰخِرَةُ
ve son
خَيْرٌ
iyi olacaktır
لَكَ
senin için
مِنَ الْاُو۫لٰىۜ
ilkinden
﴿٤﴾
وَلَسَوْفَ
ve yakında
يُعْط۪يكَ
sana verecek
رَبُّكَ
Rabbin
فَتَـرْضٰىۜ
ve sen razı olacaksın
﴿٥﴾
اَلَمْ يَجِدْكَ
seni bulmadı mı?
يَت۪ـيـماً
yetim
فَاٰوٰىۖ
ve barındırmadı mı?
﴿٦﴾
وَوَجَدَكَ
seni bulmadı mı?
ضَٓالاًّ
şaşırmış
فَهَدٰىۖ
ve yola iletmedi mi?
﴿٧﴾
وَوَجَدَكَ
seni bulmadı mı?
عَٓائِلاً
fakir
فَاَغْنٰىۜ
zengin etmedi mi?
﴿٨﴾
فَاَمَّا
öyleyse
الْيَت۪يمَ
öksüzü
فَلَا تَقْهَرْۜ
sakın ezme
﴿٩﴾
وَاَمَّا
ve sakın
السَّٓائِلَ
dilenciyi
فَلَا تَنْهَرْۜ
azarlama
﴿١٠﴾
وَاَمَّا
ve
بِنِعْمَةِ
ni'metini
رَبِّكَ
Rabbinin
فَحَدِّثْ
anlat
﴿١١﴾
سُورَةُ الشَّرح مَكِّيَةٌ وَهِيَ ٨ ايَةً - الترتيب الوحي ١٢
اَلَمْ نَشْرَحْ
açmadık mı?
لَكَ
senin
صَدْرَكَۙ
göğsünü
﴿١﴾
وَوَضَعْنَا
ve atmadık mı?
عَنْكَ
senin üzerinden
وِزْرَكَۙ
yükünü
﴿٢﴾
الَّـذ۪ٓي
ki
اَنْقَضَ
çatırdatmıştı
ظَهْرَكَۙ
sırtını
﴿٣﴾
وَرَفَعْنَا
ve yükseltmedik mi?
لَكَ
senin
ذِكْرَكَۜ
şanını
﴿٤﴾
فَاِنَّ
muhakkak (vardır)
مَعَ
beraber
الْعُسْرِ
her güçlükle
يُسْراًۙ
bir kolaylık
﴿٥﴾
اِنَّ
elbette (vardır)
مَعَ
beraber
الْعُسْرِ
her güçlükle
يُسْراًۜ
bir kolaylık
﴿٦﴾
فَاِذَا
zaman
فَرَغْتَ
boş kaldığın (işin bitince)
فَانْصَبْۙ
(ibadete) dur
﴿٧﴾
وَاِلٰى رَبِّكَ
Rabb'ine
فَارْغَبْ
niyaz et yalvar
﴿٨﴾
سُورَةُ التِّين مَكِّيَةٌ وَهِيَ ٨ ايَةً - الترتيب الوحي ٢٨
وَالتّ۪ينِ
incire andolsun
وَالزَّيْتُونِۙ
ve zeytine
﴿١﴾
وَطُورِ س۪ين۪ينَۙ
ve sina dağına
﴿٢﴾
وَهٰذَا
ve bu
الْبَلَدِ
Şehre (andolsun)
الْاَم۪ينِۙ
güvenli
﴿٣﴾
لَقَدْ
andolsun
خَلَقْنَا
biz yarattık
الْاِنْسَانَ
insanı
ف۪ٓي اَحْسَنِ
en güzel
تَقْو۪يمٍۘ
biçimde
﴿٤﴾
ثُمَّ
sonra
رَدَدْنَاهُ
onu çevirdik
اَسْفَلَ
aşağıların
سَافِل۪ينَۙ
aşağısına
﴿٥﴾
 
596 sayfa okundu