اَلَمْ نَجْعَلْ
biz vermedik mi?
﴿٨﴾
وَشَفَتَيْنِۙ
ve iki dudak
﴿٩﴾
وَهَدَيْنَاهُ
ve ona gösterdik
النَّجْدَيْنِۚ
iki (tepe) yol
﴿١٠﴾
فَلَا اقْتَحَمَ
fakat o atılamadı
﴿١١﴾
وَمَٓا اَدْرٰيكَ
sen nereden bileceksin?
﴿١٢﴾
فَكُّ
çözmektir (azad etmek)
﴿١٣﴾
﴿١٤﴾
ذَا مَقْرَبَةٍۙ
akraba olan
﴿١٥﴾
ذَا مَتْرَبَةٍۜ
hiçbir şeyi olmayan
﴿١٦﴾
مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlardan
وَتَوَاصَوْا
ve tavsiye edenlerden
وَتَوَاصَوْا
ve tavsiye edenlerden
﴿١٧﴾
﴿١٨﴾
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenler
﴿١٩﴾
مُؤْصَدَةٌ
üzerlerine kilitlenmiş
﴿٢٠﴾
سُورَةُ الشّمس
مَكِّيَةٌ وَهِيَ ١٥ ايَةً - الترتيب الوحي ٢٦
﷽
وَالشَّمْسِ
güneşe andolsun
وَضُحٰيهَاۙۖ
ve onun aydın sabahına
﴿١﴾
وَالْقَمَرِ
ve aya andolsun
اِذَا تَلٰيهَاۙۖ
onu izleyen
﴿٢﴾
وَالنَّهَارِ
ve gündüze andolsun
اِذَا جَلّٰيهَاۙۖ
onu (güneşi) ortaya çıkaran
﴿٣﴾
وَالَّيْلِ
ve geceye andolsun
اِذَا يَغْشٰيهَاۙۖ
onu örten
﴿٤﴾
وَالسَّمَٓاءِ
ve göğe andolsun
وَمَا بَنٰيهَاۙۖ
ve onu yapana
﴿٥﴾
وَالْاَرْضِ
ve yere andolsun
وَمَا طَحٰيهَاۙۖ
ve onu yuvarlayıp döşeyene
﴿٦﴾
وَنَفْسٍ
ve nefse andolsun
وَمَا سَوّٰيهَاۙۖ
ve onu biçimlendirene
﴿٧﴾
فَاَلْهَمَهَا
ona ilham edene andolsun
وَتَقْوٰيهَاۙۖ
ve korunmasını
﴿٨﴾
مَنْ زَكّٰيهَاۙۖ
nefsini yücelten
﴿٩﴾
مَنْ دَسّٰيهَاۜ
onu alçaltan
﴿١٠﴾
بِطَغْوٰيهَاۙۖ
azgınlığı yüzünden
﴿١١﴾
اَشْقٰيهَاۙۖ
en haydutları
﴿١٢﴾
وَسُقْيٰيهَا۠
ve onun su içme hakkına (dokunmayın)
﴿١٣﴾
فَكَذَّبُوهُ
onu yalanladılar
فَعَقَرُوهَاۙۖ
ve onu kestiler
فَدَمْدَمَ
başlarına geçirdi
بِذَنْبِهِمْ
günahları yüzünden
فَسَوّٰيهَاۙۖ
ve orayı dümdüz etti
﴿١٤﴾
وَلَا يَخَافُ
ve (Rab) korkmaz
عُقْبٰيهَا
bu işin sonundan
﴿١٥﴾