سُورَةُ المطفّفِين مَكِّيَةٌ وَهِيَ ٣٦ ايَةً - الترتيب الوحي ٨٦
وَيْلٌ
vay haline
لِلْمُطَفِّف۪ينَۙ
ölçü ve tartıda hile yapanların
﴿١﴾
الَّذ۪ينَ
onlar
اِذَا
zaman
ا‌كْتَالُوا
bir şey ölçüp aldıkları
عَلَى النَّاسِ
insanlardan
يَسْتَوْفُونَۘ
ölçüyü tam yaparlar
﴿٢﴾
وَاِذَا
zaman
كَالُوهُمْ
kendileri onlara bir şey ölçtükleri
اَوْ
veya
وَزَنُوهُمْ
tarttıkları
يُخْسِرُونَۜ
eksik yaparlar
﴿٣﴾
اَلَا يَظُنُّ
sanmıyorlar mı?
اُو۬لٰٓئِكَ
işte
اَنَّهُمْ
onlar
مَبْعُوثُونَۙ
tekrar diriltileceklerini
﴿٤﴾
لِيَوْمٍ
bir gün için
عَظ۪يمٍۙ
büyük
﴿٥﴾
يَوْمَ
o gün
يَقُومُ
dururlar
النَّاسُ
insanlar
لِرَبِّ
Rabbinin divanında
الْعَالَم۪ينَۜ
alemlerin
﴿٦﴾
كَلَّٓا
hayır
اِنَّ
doğrusu
كِتَابَ
yazıcısı
الْفُجَّارِ
sapanların
لَف۪ي سِجّ۪ينٍۜ
Siccin'dedir
﴿٧﴾
وَمَٓا اَدْرٰيكَ
sen nereden bileceksin?
مَا
nedir
سِجّ۪ينٌۜ
Siccin
﴿٨﴾
كِتَابٌ
bir Kitaptır
مَرْقُومٌۜ
yazılmış
﴿٩﴾
وَيْلٌ
vay haline
يَوْمَئِذٍ
o gün
لِلْمُكَذِّب۪ينَۙ
yalanlayanların
﴿١٠﴾
الَّذ۪ينَ
onlar
يُكَذِّبُونَ
yalanlamaktadırlar
بِيَوْمِ
gününü
الدّ۪ينِۜ
ceza
﴿١١﴾
وَمَا يُكَذِّبُ
yalanlamaz
بِه۪ٓ
onu
اِلَّا
başkası
كُلُّ
her
مُعْتَدٍ
saldırgan
اَث۪يمٍۙ
günahkardan
﴿١٢﴾
اِذَا
zaman
تُتْلٰى
okunduğu
عَلَيْهِ
ona
اٰيَاتُنَا
ayetlerimiz
قَالَ
der
اَسَاط۪يرُ
masalları
الْاَوَّل۪ينَۜ
eskilerin
﴿١٣﴾
كَلَّا
hayır
بَلْ۔
doğrusu
رَانَ
pas olmuştur
عَلٰى
üzerine
قُلُوبِهِمْ
kalblerinin
مَا
şeyler
كَانُوا
oldukları
يَكْسِبُونَ
kazanmakta
﴿١٤﴾
كَلَّٓا
hayır
اِنَّهُمْ
doğrusu onlar
عَنْ رَبِّهِمْ
Rablerinden
يَوْمَئِذٍ
o gün
لَمَحْجُوبُونَۜ
perdelenmişlerdir
﴿١٥﴾
ثُمَّ
sonra
اِنَّهُمْ
onlar
لَصَالُوا
elbette gireceklerdir
الْجَح۪يمِۜ
cehenneme
﴿١٦﴾
ثُمَّ
sonra
يُقَالُ
denilecektir
هٰذَا
işte budur
الَّذ۪ي كُنْتُمْ
olduğunuz şey
بِه۪
onu
تُكَذِّبُونَۜ
yalanlamakta
﴿١٧﴾
كَلَّٓا
hayır
اِنَّ
şüphesiz
كِتَابَ
yazısı
الْاَبْرَارِ
iyilerin
لَف۪ي عِلِّيّ۪ينَۜ
İlliyyindedir
﴿١٨﴾
وَمَٓا اَدْرٰيكَ
sen nereden bileceksin?
مَا
nedir
عِلِّيُّونَۜ
İlliyyin
﴿١٩﴾
كِتَابٌ
bir Kitaptır
مَرْقُومٌۙ
yazılmış
﴿٢٠﴾
يَشْهَدُهُ
ona tanık olurlar
الْمُقَرَّبُونَۜ
yaklaştırılmış olanlar
﴿٢١﴾
اِنَّ
şüphesiz
الْاَبْرَارَ
iyiler
لَف۪ي
elbette içindedirler
نَع۪يمٍۙ
ni'met
﴿٢٢﴾
عَلَى
üzerinde
الْاَرَٓائِكِ
divanlar
يَنْظُرُونَۙ
oturup bakarlar
﴿٢٣﴾
تَعْرِفُ
sezersin
ف۪ي وُجُوهِهِمْ
yüzlerinde
نَضْرَةَ
sevinç ve parıltısını
النَّع۪يمِۚ
ni'metin
﴿٢٤﴾
يُسْقَوْنَ
onlara içirilir
مِنْ رَح۪يقٍ
halis bir şaraptan
مَخْتُومٍۙ
mühürlü
﴿٢٥﴾
خِتَامُهُ
ki onun sonu
مِسْكٌۜ
misktir
وَف۪ي ذٰلِكَ
işte bunun için
فَلْيَتَنَافَسِ
yarışsınlar
الْمُتَنَافِسُونَۜ
yarışanlar
﴿٢٦﴾
 
587 sayfa okundu