سُورَةُ المطفّفِين
مَكِّيَةٌ وَهِيَ ٣٦ ايَةً - الترتيب الوحي ٨٦
﷽
لِلْمُطَفِّف۪ينَۙ
ölçü ve tartıda hile yapanların
﴿١﴾
اكْتَالُوا
bir şey ölçüp aldıkları
عَلَى النَّاسِ
insanlardan
يَسْتَوْفُونَۘ
ölçüyü tam yaparlar
﴿٢﴾
كَالُوهُمْ
kendileri onlara bir şey ölçtükleri
يُخْسِرُونَۜ
eksik yaparlar
﴿٣﴾
اَلَا يَظُنُّ
sanmıyorlar mı?
مَبْعُوثُونَۙ
tekrar diriltileceklerini
﴿٤﴾
﴿٥﴾
لِرَبِّ
Rabbinin divanında
﴿٦﴾
لَف۪ي سِجّ۪ينٍۜ
Siccin'dedir
﴿٧﴾
وَمَٓا اَدْرٰيكَ
sen nereden bileceksin?
﴿٨﴾
﴿٩﴾
لِلْمُكَذِّب۪ينَۙ
yalanlayanların
﴿١٠﴾
يُكَذِّبُونَ
yalanlamaktadırlar
﴿١١﴾
وَمَا يُكَذِّبُ
yalanlamaz
﴿١٢﴾
﴿١٣﴾
﴿١٤﴾
عَنْ رَبِّهِمْ
Rablerinden
لَمَحْجُوبُونَۜ
perdelenmişlerdir
﴿١٥﴾
لَصَالُوا
elbette gireceklerdir
﴿١٦﴾
الَّذ۪ي كُنْتُمْ
olduğunuz şey
تُكَذِّبُونَۜ
yalanlamakta
﴿١٧﴾
لَف۪ي عِلِّيّ۪ينَۜ
İlliyyindedir
﴿١٨﴾
وَمَٓا اَدْرٰيكَ
sen nereden bileceksin?
﴿١٩﴾
﴿٢٠﴾
يَشْهَدُهُ
ona tanık olurlar
الْمُقَرَّبُونَۜ
yaklaştırılmış olanlar
﴿٢١﴾
لَف۪ي
elbette içindedirler
﴿٢٢﴾
يَنْظُرُونَۙ
oturup bakarlar
﴿٢٣﴾
ف۪ي وُجُوهِهِمْ
yüzlerinde
نَضْرَةَ
sevinç ve parıltısını
﴿٢٤﴾
يُسْقَوْنَ
onlara içirilir
مِنْ رَح۪يقٍ
halis bir şaraptan
﴿٢٥﴾
وَف۪ي ذٰلِكَ
işte bunun için
فَلْيَتَنَافَسِ
yarışsınlar
الْمُتَنَافِسُونَۜ
yarışanlar
﴿٢٦﴾