سُورَةُ عَبَسَ مَكِّيَةٌ وَهِيَ ٤٢ ايَةً - الترتيب الوحي ٢٤
عَبَسَ
surat astı
وَتَوَلّٰىۙ
ve döndü
﴿١﴾
اَنْ
diye
جَٓاءَهُ
ona geldi
الْاَعْمٰىۜ
kör
﴿٢﴾
وَمَا يُدْر۪يكَ
ne bilirsin?
لَعَلَّهُ
belki o
يَزَّكّٰىۙ
arınacak
﴿٣﴾
اَوْ
yahut
يَذَّكَّرُ
öğüt dinleyecek
فَتَنْفَعَهُ
ve kendisine yarayacak
الذِّكْرٰىۜ
öğüt
﴿٤﴾
اَمَّا
ama
مَنِ اسْتَغْنٰىۙ
kendisini muhtaç hissetmeyen
﴿٥﴾
فَاَنْتَ
sen
لَهُ
ona
تَصَدّٰىۜ
yöneliyorsun
﴿٦﴾
وَمَا عَلَيْكَ
sana ne?
اَلَّا يَزَّكّٰىۜ
onun arınmamasından
﴿٧﴾
وَاَمَّا
fakat
مَنْ جَٓاءَكَ
sana gelen
يَسْعٰىۙ
koşarak
﴿٨﴾
وَهُوَ
ve o
يَخْشٰىۙ
saygı duyuyor
﴿٩﴾
فَاَنْتَ
sen
عَنْهُ
onunla
تَلَهّٰىۚ
ilgilenmiyorsun
﴿١٠﴾
كَلَّٓا
hayır
اِنَّهَا
o
تَذْكِرَةٌۚ
bir hatırlatmadır
﴿١١﴾
فَمَنْ
kimse
شَٓاءَ
dileyen
ذَكَرَهُۢ
onu düşünür öğüt alır
﴿١٢﴾
ف۪ي
içindedir
صُحُفٍ
sahifeler
مُكَرَّمَةٍۙ
değer verilen
﴿١٣﴾
مَرْفُوعَةٍ
(saygı ile) yükseltilen
مُطَهَّرَةٍۙ
tertemiz
﴿١٤﴾
بِاَيْد۪ي
ellerinde
سَفَرَةٍۙ
yazıcıların
﴿١٥﴾
كِرَامٍ
değerli
بَرَرَةٍۜ
iyilik sahibi
﴿١٦﴾
قُتِلَ
kahrolası
الْاِنْسَانُ
insan
مَٓا اَكْفَرَهُۜ
ne kadar nankördür
﴿١٧﴾
مِنْ اَيِّ شَيْءٍ
hangi şeyden?
خَلَقَهُۜ
onu yarattı
﴿١٨﴾
مِنْ نُطْفَةٍۜ
nutfe (sperm)den
خَلَقَهُ
onu yarattı
فَقَدَّرَهُۙ
ona biçim verdi
﴿١٩﴾
ثُمَّ
sonra
السَّب۪يلَ
yolu
يَسَّرَهُۙ
ona kolaylaştırdı
﴿٢٠﴾
ثُمَّ
sonra
اَمَاتَهُ
onu öldürdü
فَاَقْبَرَهُۙ
kabre koydurdu
﴿٢١﴾
ثُمَّ
sonra
اِذَا
zaman
شَٓاءَ
dilediği
اَنْشَرَهُۜ
onu diriltip kaldırdı
﴿٢٢﴾
كَلَّا
hayır
لَمَّا يَقْضِ
yapmadı
مَٓا اَمَرَهُۜ
O'nun kendisine emrettiğini
﴿٢٣﴾
فَلْيَنْظُرِ
baksın
الْاِنْسَانُ
insan
اِلٰى طَعَامِه۪ۙ
şu yiyeceğine
﴿٢٤﴾
اَنَّا
biz
صَبَبْنَا
döktük
الْمَٓاءَ
suyu
صَباًّۙ
iyice döküşle
﴿٢٥﴾
ثُمَّ
sonra
شَقَقْنَا
yardık
الْاَرْضَ
toprağı
شَقاًّۙ
güzel bir yarışla
﴿٢٦﴾
فَاَنْبَتْنَا
ve bitirdik
ف۪يهَا
orada
حَباًّۙ
dane
﴿٢٧﴾
وَعِنَباً
ve üzüm
وَقَضْباًۙ
ve yonca
﴿٢٨﴾
وَزَيْتُوناً
ve zeytin
وَنَخْلاًۙ
ve hurma
﴿٢٩﴾
وَحَدَٓائِقَ
ve bahçeler
غُلْباًۙ
iri ve gür
﴿٣٠﴾
وَفَاكِهَةً
ve meyva
وَاَباًّۙ
ve çayır
﴿٣١﴾
مَتَاعاً
geçim olarak
لَكُمْ
sizin için
وَلِاَنْعَامِكُمْۜ
ve hayvanlarınız için
﴿٣٢﴾
فَاِذَا
zaman
جَٓاءَتِ
geldiği
الصَّٓاخَّةُۘ
kulakları sağır eden o ses
﴿٣٣﴾
 
584 sayfa okundu