تَلْبِسُونَ
karıştırıyorsunuz
وَتَكْتُمُونَ
ve gizliyorsunuz
تَعْلَمُونَ۟
bildiğiniz halde
﴿٧١﴾
بِالَّـذ۪ٓي اُنْزِلَ
indirilmiş olana
عَلَى الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlara
﴿٧٢﴾
وَلَا تُؤْمِنُٓوا
güvenmeyin (dediler)
اَنْ يُؤْتٰٓى
verilmesinden (ötürü mü böyle söylüyorsunuz)
مَٓا اُو۫ت۪يتُمْ
size verilenin
يُحَٓاجُّوكُمْ
(aleyhinize) deliller getireceklerinden
عَل۪يمٌۚ
(O her şeyi) bilendir
﴿٧٣﴾
﴿٧٤﴾
تَأْمَنْهُ
ona emanet bıraksan
اِلَّا مَا دُمْتَ
devamlı olarak
عَلَيْهِ قَٓائِماًۜ
başına dikilmeden
فِي الْاُمِّيّ۪نَ
ümmilere karşı
سَب۪يلٌۚ
bir yol (sorumluluk)
وَيَقُولُونَ
ve söylüyorlar
وَهُمْ يَعْلَمُونَ
bile bile
﴿٧٥﴾
وَاتَّقٰى
ve (günahtan) korunursa
﴿٧٦﴾
الَّذ۪ينَ يَشْتَرُونَ
satanlar var ya
وَاَيْمَانِهِمْ
ve yeminlerini
لَا خَلَاقَ
bir payı yoktur
وَلَا يُكَلِّمُهُمُ
onlara konuşmayacak
وَلَا يُزَكّ۪يهِمْۖ
ve onları yüceltmeyecektir
وَلَهُمْ
Onlar için vardır
﴿٧٧﴾