تُحِبُّونَ
siz seviyorsunuz
الْعَاجِلَةَۙ
çarçabuk geçeni
﴿٢٠﴾
وَتَذَرُونَ
ve bırakıyorsunuz
﴿٢١﴾
نَاضِرَةٌۙ
ışıl ışıl parlar
﴿٢٢﴾
﴿٢٣﴾
وَوُجُوهٌ
ve yüzler vardır
﴿٢٤﴾
اَنْ يُفْعَلَ
yapılacağını
فَاقِرَةٌۜ
bel kemiklerini kıran(bela)nın
﴿٢٥﴾
التَّرَاقِيَۙ
köprücük kemiklerine
﴿٢٦﴾
﴿٢٧﴾
الْفِرَاقُۙ
ayrılık zamanı olduğunu
﴿٢٨﴾
﴿٢٩﴾
﴿٣٠﴾
فَلَا صَدَّقَ
sadaka vermedi
وَلَا صَلّٰىۙ
ve namaz da kılmadı
﴿٣١﴾
﴿٣٢﴾
﴿٣٣﴾
﴿٣٤﴾
﴿٣٥﴾
اَنْ يُتْرَكَ
bırakılacağını
﴿٣٦﴾
اَلَمْ يَكُ
kendisi değil miydi?
نُطْفَةً
bir nutfe (sperm)
﴿٣٧﴾
﴿٣٨﴾
﴿٣٩﴾
عَلٰٓى اَنْ يُحْيِيَ
diriltmeğe
﴿٤٠﴾
سُورَةُ دهر / الإنسَان
مَدَنِيَّةٌ وَهِيَ ٣١ ايَةً - الترتيب الوحي ٩٨
﷽
﴿١﴾
مِنْ نُطْفَةٍ
bir nutfeden
نَبْتَل۪يهِ
imtihan etmek için
فَجَعَلْنَاهُ
ve onu yaptık
﴿٢﴾
﴿٣﴾
اَعْتَدْنَا
hazırlamışızdır
لِلْـكَافِر۪ينَ
kafirler için
وَاَغْلَالاً
ve demir halkalar
وَسَع۪يراً
ve alevli bir ateş
﴿٤﴾
﴿٥﴾