لَهُوَ الْعَز۪يزُ
aziz (kesin galib)
الْحَك۪يمُ
hüküm ve hikmet sahibidir
﴿٦٢﴾
بِالْمُفْسِد۪ينَ۟
bozguncuları
﴿٦٣﴾
اِلٰى كَلِمَةٍ
bir kelimeye
وَبَيْنَكُمْ
ve sizin aranızda
اَلَّا نَعْبُدَ
ibadet etmeyelim
وَلَا نُشْرِكَ
ortak koşmayalım
وَلَا يَتَّخِذَ
edinmeyelim
تَوَلَّوْا
yüz çevirirlerse
﴿٦٤﴾
تُحَٓاجُّونَ
tartışıyorsunuz
وَمَٓا اُنْزِلَتِ
oysa indirilmiştir
مِنْ بَعْدِه۪ۜ
ondan sonra
اَفَلَا تَعْقِلُونَ
Düşünmüyor musunuz?
﴿٦٥﴾
ف۪يمَا لَكُمْ بِه۪
olan şey hakkında
فَلِمَ تُحَٓاجُّونَ
ama neden tartışıyorsunuz?
لَا تَعْلَمُونَ
bilmezsiniz
﴿٦٦﴾
وَلَا نَصْرَانِياًّ
ne de hıristiyan
مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ
müşriklerden de
﴿٦٧﴾
لَلَّذ۪ينَ اتَّبَعُوهُ
ona uyanlar
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ
ve mü'minlerdir
الْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minlerin
﴿٦٨﴾
لَوْ يُضِلُّونَكُمْۜ
sizi saptırsınlar
وَمَا يَشْعُرُونَ
fakat farkında değiller
﴿٦٩﴾
لِمَ تَكْفُرُونَ
niçin inkar ediyorsunuz?
وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ
(gerçeği) gördüğünüz halde
﴿٧٠﴾