تَرْهَقُهُمْ
onları kaplar
كَانُوا يُدْعَوْنَ
da'vet edilirlerdi
﴿٤٣﴾
وَمَنْ يُكَذِّبُ
yalanlayanı
سَنَسْتَدْرِجُهُمْ
onları derece derece yaklaştıracağız
لَا يَعْلَمُونَۙ
bilmedikleri
﴿٤٤﴾
وَاُمْل۪ي
mühlet veriyorum
﴿٤٥﴾
اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ
yoksa sen -mi istiyorsun?
مِنْ مَغْرَمٍ
boçtan dolayı
مُثْقَلُونَۚ
ağır bir yük altındadırlar
﴿٤٦﴾
اَمْ عِنْدَهُمُ
yoksa yanlarında mıdır?
﴿٤٧﴾
كَصَاحِبِ
sahibi gibi (Yunus)
وَهُوَ مَكْظُومٌۜ
sıkıntıdan yutkunarak
﴿٤٨﴾
لَوْلَٓا اَنْ تَدَارَكَهُ
eğer ona yetişmeseydi
بِالْعَرَٓاءِ
çıplak bir yere
﴿٤٩﴾
فَاجْتَبٰيهُ
onun du'asını kabul etti
مِنَ الصَّالِح۪ينَ
salihlerden
﴿٥٠﴾
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenler
لَيُزْلِقُونَكَ
seni devireceklerdi
بِاَبْصَارِهِمْ
gözleriyle
وَيَقُولُونَ
ve diyorlardı
﴿٥١﴾
لِلْعَالَم۪ينَ
alemler için
﴿٥٢﴾
سُورَةُ الحَاقَّة
مَكِّيَةٌ وَهِيَ ٥٢ ايَةً - الترتيب الوحي ٧٨
﷽
اَلْحَٓاقَّةُۙ
gerçekleşen
﴿١﴾
﴿٢﴾
وَمَٓا اَدْرٰيكَ
nerden bileceksin?
الْحَٓاقَّةُۜ
gerçekleşenin
﴿٣﴾
بِالْقَارِعَةِ
başa çarpan olayı
﴿٤﴾
فَاُهْلِكُوا
helak edildiler
بِالطَّاغِيَةِ
azgın bir vak'a ile
﴿٥﴾
وَاَمَّا عَادٌ
Ad (kavmi) ise
فَاُهْلِكُوا
helak edildiler
﴿٦﴾
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
﴿٧﴾
فَهَلْ تَرٰى
görüyor musun?
﴿٨﴾