﴿٣١﴾
﴿٣٢﴾
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
﴿٣٣﴾
مُسَوَّمَةً
işaretlenmiş (taşlar)
لِلْمُسْرِف۪ينَ
haddi aşanlar için
﴿٣٤﴾
مَنْ كَانَ ف۪يهَا
orada bulunan
مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۚ
mü'minleri
﴿٣٥﴾
فَمَا وَجَدْنَا
zaten bulmadık
مِنَ الْمُسْلِم۪ينَۚ
müslüman
﴿٣٦﴾
لِلَّذ۪ينَ يَخَافُونَ
korkanlar için
﴿٣٧﴾
وَف۪ي مُوسٰٓى
ve Musa'da (ibret vardır)
اَرْسَلْنَاهُ
onu göndermiştik
اِلٰى فِرْعَوْنَ
Fir'avn'e
﴿٣٨﴾
﴿٣٩﴾
فَاَخَذْنَاهُ
biz de onu yakaladık
وَجُنُودَهُ
ve askerlerini
فَنَبَذْنَاهُمْ
onları attık
وَهُوَ مُل۪يمٌۜ
kendi kendini kınıyordu
﴿٤٠﴾
وَف۪ي عَادٍ
ve Ad'de (ibret vardır)
الْعَق۪يمَۚ
köklerini kesen
﴿٤١﴾
﴿٤٢﴾
وَف۪ي ثَمُودَ
ve Semud'da (ibret vardır)
﴿٤٣﴾
فَاَخَذَتْهُمُ
bu yüzden onları yakaladı
يَنْظُرُونَ
bakıp dururlarken
﴿٤٤﴾
فَمَا اسْتَطَاعُوا
güçleri yetmedi
مِنْ قِيَامٍ
ayağa kalkmaya
وَمَا كَانُوا
ve olmadılar
مُنْتَصِر۪ينَۙ
yardım edilen
﴿٤٥﴾
وَقَوْمَ
ve kavmini (helak etmiştik)
﴿٤٦﴾
لَمُوسِعُونَ
genişleticiyiz
﴿٤٧﴾
﴿٤٨﴾
زَوْجَيْنِ
iki çift (erkek-dişi)
تَذَكَّرُونَ
düşünüp öğüt alasınız
﴿٤٩﴾
﴿٥٠﴾
وَلَا تَجْعَلُوا
uydurmayın
﴿٥١﴾