لِلْمُخَلَّف۪ينَ
geride kalanlara
مِنَ الْاَعْرَابِ
Araplardan
سَتُدْعَوْنَ
siz yakında da'vet edileceksiniz
اِلٰى قَوْمٍ
bir kavme karşı
تُقَاتِلُونَهُمْ
onlarla savaşırsınız
يُسْلِمُونَۚ
(onlar) müslüman olurlar
تُط۪يعُوا
ita'at ederseniz
يُعَذِّبْكُمْ
size azabeder
﴿١٦﴾
﴿١٧﴾
عَنِ الْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minlerden
يُبَايِعُونَكَ
sana bi'at ettikleri
ف۪ي قُلُوبِهِمْ
onların kalplerinde
السَّك۪ينَةَ
huzur ve güven
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
وَاَثَابَهُمْ
ve onlara verdi
﴿١٨﴾
وَمَغَانِمَ
ve ganimetler (bahşeyledi)
يَأْخُذُونَهَاۜ
alacakları
حَك۪يماً
hüküm ve hikmet sahibidir
﴿١٩﴾
تَأْخُذُونَهَا
elde edeceğiniz
هٰذِه۪
bunu (Hudeybiye Barışı)
لِلْمُؤْمِن۪ينَ
inananlara
وَيَهْدِيَكُمْ
ve sizi iletsin diye
﴿٢٠﴾
وَاُخْرٰى
ve başka (şeyler)
لَمْ تَقْدِرُوا
henüz ele geçiremediniz
عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ
her şeye
﴿٢١﴾
قَاتَلَكُمُ
sizinle savaşsalardı
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
kafirler
لَوَلَّوُا
dön(üp kaç)arlardı
لَا يَجِدُونَ
bulamazlardı
وَلَا نَص۪يراً
ne de bir yardımcı
﴿٢٢﴾
سُنَّةَ
sünnetidir (yasasadır)
الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ
süregelen
وَلَنْ تَجِدَ
ve bulamazsın
﴿٢٣﴾