الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar
الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ
kalblerinde bulunanların
الْمَغْشِيِّ عَلَيْهِ
bayılıp düşen kimsenin
﴿٢٠﴾
فَلَوْ صَدَقُوا
sadık kalsalardı
﴿٢١﴾
فَهَلْ عَسَيْتُمْ
öyle mi?
اِنْ تَوَلَّيْتُمْ
işbaşına gelecek olursanız
اَنْ تُفْسِدُوا
bozgunculuk yapacak
وَتُقَطِّعُٓوا
ve koparacaksınız
اَرْحَامَكُمْ
rahimleri (akrabalık bağlarını)
﴿٢٢﴾
فَاَصَمَّهُمْ
sağır yaptığı
﴿٢٣﴾
اَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ
düşünmüyorlar mı?
﴿٢٤﴾
الَّذ۪ينَ ارْتَدُّوا
dönenlere
عَلٰٓى اَدْبَارِهِمْ
arkalarına
مَا تَبَيَّنَ
belli olduktan
وَاَمْلٰى
ve uzun emellere düşürmüştür
﴿٢٥﴾
لِلَّذ۪ينَ كَرِهُوا
hoşlanmayanlara
سَنُط۪يعُكُمْ
size ita'at edeceğiz
اِسْرَارَهُمْ
onların gizlediklerini
﴿٢٦﴾
اِذَا تَوَفَّتْهُمُ
canlarını alırken
وَاَدْبَارَهُمْ
ve kıçlarına
﴿٢٧﴾
اتَّبَعُوا
ardınca gittiler
وَكَرِهُوا
ve hoşlanmadılar
رِضْوَانَهُ
O'nu razı edecek şeylerden
فَاَحْبَطَ
ve boşa çıkardı
اَعْمَالَهُمْ۟
onların amellerini
﴿٢٨﴾
اَمْ حَسِبَ
yoksa -mı sandılar?
ف۪ي قُلُوبِهِمْ
kalblerinde
اَنْ لَنْ يُخْرِجَ
ortaya çıkarmayacağını
﴿٢٩﴾