مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ
onun önünden
وَمِنْ خَلْفِه۪ٓ
ve ardından
اَلَّا تَعْبُدُٓوا
kulluk etmeyin
عَذَابَ
azabına uğramanızdan
﴿٢١﴾
اَجِئْتَنَا
sen -mi geldin?
لِتَأْفِكَنَا
bizi çevirmek için
عَنْ اٰلِهَتِنَاۚ
tanrılarımızdan
بِمَا تَعِدُنَٓا
bizi tehdidettiğin şeyi
مِنَ الصَّادِق۪ينَ
doğrulardan
﴿٢٢﴾
وَاُبَلِّغُكُمْ
ve ben size tebliğ ediyorum
تَجْـهَلُونَ
cahillik eden
﴿٢٣﴾
عَارِضاً
geniş bir bulut halinde
مُسْتَقْبِلَ
yönelerek geldiğini
اَوْدِيَتِهِمْۙ
vadilerine
مُمْطِرُنَاۜ
bize yağmur yağdıracak
اسْتَعْجَلْتُمْ
sizin acele gelmesini istediğiniz
﴿٢٤﴾
فَاَصْبَحُوا
onlar o hale geldiler ki
مَسَاكِنُهُمْۜ
konutlarından
نَجْزِي
biz cezalandırırız
الْمُجْرِم۪ينَ
suç işleyen
﴿٢٥﴾
مَكَّنَّاهُمْ ف۪يمَٓا
onlara imkan vermiştik
اِنْ مَكَّنَّاكُمْ ف۪يهِ
size vermediğimiz
وَجَعَلْنَا
ve yaratmıştık
وَاَفْـِٔدَةًۘ
ve gönüller
فَمَٓا اَغْنٰى
fakat sağlamadı
وَلَٓا اَبْصَارُهُمْ
ne gözleri
وَلَٓا اَفْـِٔدَتُهُمْ
ne de gönülleri
كَانُوا يَجْحَدُونَ
bile bile inkar ediyorlardı
كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
alay edip durdukları
﴿٢٦﴾
مَا حَوْلَكُمْ
çevrenizdeki
وَصَرَّفْنَا
ve tekrar tekrar açıkladık
يَرْجِعُونَ
(küfürlerinden) dönerler
﴿٢٧﴾
نَصَرَهُمُ
kendilerine yardım etselerdi
الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا
edindikleri şeyler
قُرْبَاناً
yakınlık sağlamak için
اِفْكُهُمْ
onların yalanları
﴿٢٨﴾