بِعِبَادَتِهِمْ
onların kendilerine tapmalarını
﴿٦﴾
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenler
لَمَّا جَٓاءَهُمْۙ
kendilerine gelen
﴿٧﴾
اَمْ يَقُولُونَ
yoksa -mu diyorlar?
افْتَرٰيهُۜ
onu kendisi uydurdu
افْتَرَيْتُهُ
ben onu uydurmuşsam
فَلَا تَمْلِكُونَ
sizin hiçbir yararınız olmaz
شَيْـٔاًۜ
bir şeye (gelecek cezaya)
تُف۪يضُونَ
taşkınlık yaptığınız
وَبَيْنَكُمْۜ
sizin aranızda
﴿٨﴾
مَا يُفْعَلُ
ne yapılacağını
اِنْ اَتَّبِعُ
ben uyuyorum
وَمَٓا اَنَا۬
ve ben değilim
﴿٩﴾
اَرَاَيْتُمْ
hiç düşündünüz mü?
وَكَفَرْتُمْ
ve siz inkar ettiyseniz
عَلٰى مِثْلِه۪
bunun benzerini
فَاٰمَنَ
ve inandığı halde
وَاسْتَكْـبَرْتُمْۜ
siz tenezzül etmemişseniz
لَا يَهْدِي
doğru yola iletmez
﴿١٠﴾
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenler
لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar için
مَا سَبَقُونَٓا
bizi geçemezlerdi
لَمْ يَهْتَدُوا
hidayete ermedikleri
فَسَيَقُولُونَ
diyeceklerdir ki
﴿١١﴾
وَمِنْ قَبْلِه۪
ve ondan önce
الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۗ
kendilerine yazık edenleri
وَبُشْرٰى
ve müjdelemek için
لِلْمُحْسِن۪ينَ
güzel davrananları
﴿١٢﴾
الَّذ۪ينَ قَالُوا
diyenler
اسْتَقَامُوا
doğru olanlar
﴿١٣﴾
خَالِد۪ينَ
ebedi kalacaklardır
كَانُوا يَعْمَلُونَ
yaptıklarına
﴿١٤﴾