لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlara
لِلَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ
ummayanları
لِيَجْزِيَ
cezalandırması için
بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
yaptıklarıyle
﴿١٤﴾
فَلِنَفْسِه۪ۚ
yararı kendisinedir
فَعَلَيْهَاۘ
zararı kendisinedir
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz
﴿١٥﴾
وَالْحُكْمَ
ve hüküm (hikmet hükümranlık)
وَالنُّبُوَّةَ
ve peygamberlik
وَرَزَقْنَاهُمْ
ve onları besledik
مِنَ الطَّيِّبَاتِ
güzel rızıklarla
وَفَضَّلْنَاهُمْ
ve onları üstün kıldık
عَلَى الْعَالَم۪ينَۚ
alemlere
﴿١٦﴾
وَاٰتَيْنَاهُمْ
ve onlara verdik
فَمَا اخْتَلَفُٓوا
onlar ayrılığa düşmediler
اِلَّا
sadece (şu sebeple düştüler)
مَا جَٓاءَهُمُ
kendilerine geldikten
بَغْياً
çekememezlik yüzünden
يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştükleri
﴿١٧﴾
عَلٰى شَر۪يعَةٍ
bir şeriate
الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ
bilmeyenlerin
﴿١٨﴾
الْمُتَّق۪ينَ
muttakilerin
﴿١٩﴾
بَصَٓائِرُ
kanıtlar(sunmakta)dır
يُوقِنُونَ
kesin olarak inanan
﴿٢٠﴾
اَمْ حَسِبَ
yoksa -mı sandılar?
الَّذ۪ينَ اجْتَرَحُوا
işleyen kimseler
السَّيِّـَٔاتِ
kötülükleri
اَنْ نَجْعَلَهُمْ
onları yapacağımızı
كَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inanan kimseler gibi
الصَّالِحَاتِۙ
iyi ameller
سَوَٓاءً
bir olacak (öyle mi?)
وَمَمَاتُهُمْۜ
ve ölümleri
مَا يَحْكُمُونَ۟
hüküm veriyorlar
﴿٢١﴾
وَلِتُجْزٰى
cezalandırılsın
بِمَا كَسَبَتْ
kazandığıyle
لَا يُظْلَمُونَ
haksızlık edilmesin
﴿٢٢﴾