خَالِدُونَۚ
sürekli kalacaklardır
﴿٧٤﴾
لَا يُفَتَّرُ
hiç hafifletilmeyecektir
مُبْلِسُونَۚ
umutsuzdurlar
﴿٧٥﴾
وَمَا ظَلَمْنَاهُمْ
biz onlara zulmetmedik
﴿٧٦﴾
عَلَيْنَا
bizim hakkımızda
﴿٧٧﴾
جِئْنَاكُمْ
biz size getirdik
اَكْثَرَكُمْ
sizin çoğunuz
كَارِهُونَ
hoşlanmıyorsunuz
﴿٧٨﴾
اَمْ اَبْرَمُٓوا
yoksa -mi kararlaştırdılar?
﴿٧٩﴾
اَمْ يَحْسَبُونَ
yoksa -mu sanıyorlar?
سِرَّهُمْ
onların sırlarını
وَنَجْوٰيهُمْۜ
ve gizli konuşmalarını
وَرُسُلُنَا
ve elçilerimiz
لَدَيْهِمْ
yanlarında bulunan
﴿٨٠﴾
﴿٨١﴾
عَمَّا يَصِفُونَ
onların nitelendirmelerinden
﴿٨٢﴾
وَيَلْعَبُوا
ve oynasınlar
الَّذ۪ي يُوعَدُونَ
kendilerine vadedilen
﴿٨٣﴾
﴿٨٤﴾
الَّذ۪ي لَهُ
kendisine ait olan
وَمَا
ve bulunan her şeyin
بَيْنَهُمَاۚ
ikisi arasında
وَعِنْدَهُ
O'nun yanındadır
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz
﴿٨٥﴾
وَلَا يَمْلِكُ
sahip değillerdir
الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ
yalvardıkları şeyler
الشَّفَاعَةَ
şefa'at (yetkisin)e
اِلَّا
ancak bunun dışındadır
مَنْ شَهِدَ
şahidlik edenler
وَهُمْ يَعْلَمُونَ
bilerek
﴿٨٦﴾
سَاَلْتَهُمْ
onlara sorsan
لَيَقُولُنَّ
elbette derler
يُؤْفَكُونَۙ
çevriliyorlar
﴿٨٧﴾
وَق۪يلِه۪
ve onun demesi(ne andolsun)
لَا يُؤْمِنُونَۢ
inanmayan
﴿٨٨﴾
﴿٨٩﴾