فَلَا تَمْتَرُنَّ
hiç şüphe etmeyin
وَاتَّبِعُونِۜ
ve bana uyun
﴿٦١﴾
وَلَا يَصُدَّنَّكُمُ
sizi (bundan) alıkoymasın
﴿٦٢﴾
بِالْبَيِّنَاتِ
açık kanıtlarla
جِئْتُكُمْ
ben size geldim
وَلِاُبَيِّنَ
ve açıklamak için (geldim)
الَّذ۪ي تَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştünüğünüz şeylerden
وَاَط۪يعُونِ
ve bana ita'at edin
﴿٦٣﴾
وَرَبُّكُمْ
ve sizin Rabbiniz
﴿٦٤﴾
فَاخْتَلَفَ
birbirleriyle ihtilafa düşmüşlerdir
مِنْ بَيْنِهِمْۚ
aralarından çıkan
لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا
zulmedenlerin
﴿٦٥﴾
هَلْ يَنْظُرُونَ
onlar -mi bekliyorlar?
اَنْ تَأْتِيَهُمْ
kendilerinin başlarına gelmesini
لَا يَشْعُرُونَ
hiç farkında değillerken
﴿٦٦﴾
بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ
birbirine
الْمُتَّق۪ينَۜ۟
muttakiler
﴿٦٧﴾
وَلَٓا اَنْتُمْ تَحْزَنُونَۚ
ve siz üzülmeyeceksiniz
﴿٦٨﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
iman edenler
﴿٦٩﴾
وَاَزْوَاجُكُمْ
ve eşleriniz
تُحْبَرُونَ
ağırlanıp sevindirileceksiniz
﴿٧٠﴾
تَشْتَه۪يهِ
canların çektiği
خَالِدُونَۚ
ebedi kalacaksınız
﴿٧١﴾
الَّت۪ٓي اُو۫رِثْتُمُوهَا
size miras verilen
كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
yaptıklarınıza
﴿٧٢﴾
﴿٧٣﴾