وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ
O'nun ayetlerinden biri de (şudur)
الَّـذ۪ٓي اَحْيَاهَا
onu dirilten
عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ
her şeye
﴿٣٩﴾
الَّذ۪ينَ يُلْحِدُونَ
doğruluktan sapanlar
لَا يَخْفَوْنَ
gizli kalmazlar
اَفَمَنْ يُلْقٰى
atılan mı?
بِمَا تَعْمَلُونَ
yaptıklarınızı
﴿٤٠﴾
بِالذِّكْرِ
Zikr'i (Kur'an'ı)
لَمَّا جَٓاءَهُمْۚ
kendilerine gelen
﴿٤١﴾
الْبَاطِلُ
boşa çıkaracak bir söz
مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ
önünden
وَلَا مِنْ خَلْفِه۪ۜ
ne de arkasından
مِنْ حَك۪يمٍ
hüküm ve hikmet sahibinden
﴿٤٢﴾
مِنْ قَبْلِكَۜ
senden önceki
﴿٤٣﴾
جَعَلْنَاهُ
biz onu yapsaydık
اَعْجَمِياًّ
yabancı (dilde)
ءَاَۭۘعْجَمِيٌّ
yabancı söz mü?
لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar için
وَشِفَٓاءٌۜ
ve (gönüllere) şifadır
وَالَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ
inanmayanlara gelince
ف۪ٓي اٰذَانِهِمْ
onların kulaklarında vardır
يُنَادَوْنَ
çağırılıyorlar
﴿٤٤﴾
فَاخْتُلِفَ
ayrılığa düşülmüştü
لَقُضِيَ
derhal hüküm verilirdi
﴿٤٥﴾
فَلِنَفْسِه۪
yararı kendisinedir
فَعَلَيْهَاۜ
zararı kendisinedir
﴿٤٦﴾