اهْتَدٰى
doğru yola gelirse
فَلِنَفْسِه۪ۚ
kendi yararınadır
عَلَيْهِمْ
onların üzerinde
﴿٤١﴾
ح۪ينَ مَوْتِهَا
ölmekte olan
وَالَّت۪ي لَمْ تَمُتْ
ölmeyenleri de
ف۪ي مَنَامِهَاۚ
uykularında
فَيُمْسِكُ
sonra yanında tutar
الَّت۪ي قَضٰى
hükmettiğini
﴿٤٢﴾
اَوَلَوْ كَانُوا
olsalar da mı?
لَا يَمْلِكُونَ
onlar malik olmayan
وَلَا يَعْقِلُونَ
ve düşünmeyen
﴿٤٣﴾
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz
﴿٤٤﴾
الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ
inanmayanların
الَّذ۪ينَ مِنْ دُونِه۪ٓ
O'ndan başkaları da
يَسْتَبْشِرُونَ
sevinirler
﴿٤٥﴾
وَالشَّهَادَةِ
ve görüleni
كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştükleri
﴿٤٦﴾
لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا
zulmedenlerin
وَمِثْلَهُ
ve bir misli daha
لَافْتَدَوْا
mutlaka fidye verirlerdi
الْعَذَابِ
azabdan (kurtulmak için)
وَبَدَا
karşılarına çıkmıştır
لَمْ يَكُونُوا يَحْتَسِبُونَ
hiç hesabetmedikleri
﴿٤٧﴾