فَكَذَّبُوهُ
onu yalanladılar
فَاِنَّهُمْ
bundan dolayı onlar
لَمُحْضَرُونَۙ
(azaba) getirileceklerdir
﴿١٢٧﴾
﴿١٢٨﴾
وَتَرَكْنَا
biz (iyi bir ün) bıraktık
الْاٰخِر۪ينَ
sonra gelenler
﴿١٢٩﴾
عَلٰٓى اِلْيَاس۪ينَ
İlyas'a
﴿١٣٠﴾
الْمُحْسِن۪ينَ
güzel davrananları
﴿١٣١﴾
مِنْ عِبَادِنَا
bizim kullarımızdandı
﴿١٣٢﴾
لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ
gönderilen elçilerdendi
﴿١٣٣﴾
نَجَّيْنَاهُ
onu kurtarmıştık
﴿١٣٤﴾
الْغَابِر۪ينَ
(azabda) kalacaklar
﴿١٣٥﴾
دَمَّرْنَا
kırdık (geçirdik)
﴿١٣٦﴾
لَتَمُرُّونَ
geçip gidiyorsunuz
عَلَيْهِمْ
onların yanlarından
﴿١٣٧﴾
وَبِالَّيْلِۜ
ve geceleyin
اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟
düşünmüyor musunuz?
﴿١٣٨﴾
لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ
gönderilen elçilerdendi
﴿١٣٩﴾
﴿١٤٠﴾
مِنَ الْمُدْحَض۪ينَۚ
yenilenlerden
﴿١٤١﴾
وَهُوَ مُل۪يمٌ
kendi kendisini kınarken
﴿١٤٢﴾
فَلَوْلَٓا اَنَّهُ كَانَ
eğer olmasaydı
مِنَ الْمُسَبِّح۪ينَۙ
tesbih edenlerden
﴿١٤٣﴾
ف۪ي بَطْنِه۪ٓ
onun karnında
يُبْعَثُونَ
yeniden diriltilecekleri
﴿١٤٤﴾
بِالْعَرَٓاءِ
ağaçsız çıplak bir yere
وَهُوَ سَق۪يمٌۚ
hasta bir halde
﴿١٤٥﴾
مِنْ يَقْط۪ينٍۚ
asma kabak
﴿١٤٦﴾
وَاَرْسَلْنَاهُ
ve onu elçi gönderdik
اِلٰى مِائَةِ اَلْفٍ
yüz bin insana
يَز۪يدُونَۚ
daha fazlasına
﴿١٤٧﴾
فَمَتَّعْنَاهُمْ
biz de onları geçindirdik
﴿١٤٨﴾
فَاسْتَفْتِهِمْ
şimdi onlara sor
﴿١٤٩﴾
وَهُمْ شَاهِدُونَ
onların gözleri önünde
﴿١٥٠﴾
مِنْ اِفْكِهِمْ
iftiraları yüzünden
﴿١٥١﴾
لَكَاذِبُونَ
elbette yalancıdırlar
﴿١٥٢﴾
اَصْطَفَى
tercih mi etmiş?
﴿١٥٣﴾