سُورَةُ الصَّافات
مَكِّيَةٌ وَهِيَ ١٨٢ ايَةً - الترتيب الوحي ٥٦
﷽
صَفاًّۙ
sıra sıra dizilenlere
﴿١﴾
﴿٢﴾
فَالتَّالِيَاتِ
okuyanlara
﴿٣﴾
﴿٤﴾
بَيْنَهُمَا
bunlar arasında
﴿٥﴾
الْـكَوَاكِبِۙ
yıldızlarla
﴿٦﴾
وَحِفْظاً
ve (onu) koruduk
مَارِدٍۚ
ita'at dışına çıkan
﴿٧﴾
لَا يَسَّمَّعُونَ
dinleyemezler
اِلَى الْمَلَأِ الْاَعْلٰى
mele-i a'layı (yüce melekler topluluğunu)
وَيُقْذَفُونَ
ve taşlanırlar
﴿٨﴾
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
﴿٩﴾
﴿١٠﴾
فَاسْتَفْتِهِمْ
şimdi onlara sor
خَلْقاً
yaratılış bakımından
مَنْ خَلَقْنَاۜ
bizim yarattıklarımız mı?
خَلَقْنَاهُمْ
kendilerini yarattık
﴿١١﴾
عَجِبْتَ
sen hayran kaldın
وَيَسْخَرُونَۖ
onlar alay ediyorlar
﴿١٢﴾
وَاِذَا ذُكِّرُوا
öğüt verilse
لَا يَذْكُرُونَۖ
öğüt almıyorlar
﴿١٣﴾
يَسْتَسْخِرُونَۖ
alay ediyorlar
﴿١٤﴾
اِلَّا
başka bir şey değildir
﴿١٥﴾
ءَاِذَا مِتْنَا
öldüğümüz zaman mı?
لَمَبْعُوثُونَۙ
diriltileceğiz
﴿١٦﴾
اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا
atalarımız da mı?
﴿١٧﴾
دَاخِرُونَۚ
aşağılanarak (diriltileceksiniz)
﴿١٨﴾
فَاِنَّمَا
sadece ibarettir
﴿١٩﴾
﴿٢٠﴾
الَّذ۪ي كُنْتُمْ
olduğunuz
تُكَذِّبُونَ۟
yalanlamakta
﴿٢١﴾
الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا
o zalimleri
وَاَزْوَاجَهُمْ
onların eşlerini
وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَۙ
ve taptıklarını
﴿٢٢﴾
فَاهْدُوهُمْ
onları götürün
﴿٢٣﴾
وَقِفُوهُمْ
durdurun onları
مَسْؤُ۫لُونَۙ
sorguya çekileceklerdir
﴿٢٤﴾