يُؤَاخِذُ
cezalandıracak olsaydı
عَلٰى ظَهْرِهَا
(onun sırtında) yeryüzünde
مِنْ دَٓابَّةٍ
hiçbir canlı
يُؤَخِّرُهُمْ
onları erteliyor
كَانَ بِعِبَادِه۪
kullarını
﴿٤٥﴾
سُورَةُ يسٓ
مَكِّيَةٌ وَهِيَ ٨٣ ايَةً - الترتيب الوحي ٤١
﷽
﴿١﴾
وَالْقُرْاٰنِ
Kur'an'a andolsun
﴿٢﴾
لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۙ
gönderilmiş elçilerdensin
﴿٣﴾
﴿٤﴾
تَنْز۪يلَ
indirdiği (üzerindesin)
الرَّح۪يمِۙ
çok esirgeyenin
﴿٥﴾
غَافِلُونَ
gaflet içinde olan
﴿٦﴾
عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ
onların çoğuna
لَا يُؤْمِنُونَ
inanmazlar
﴿٧﴾
ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْ
onların boyunlarına
اِلَى الْاَذْقَانِ
çenelere kadar dayanır
مُقْمَحُونَ
kafaları kalkıktır
﴿٨﴾
وَجَعَلْنَا
kıldık (çektik)
مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ
önlerinden
وَمِنْ خَلْفِهِمْ
ve arkalarından
فَاَغْشَيْنَاهُمْ
onları kapattık
﴿٩﴾
ءَاَنْذَرْتَهُمْ
uyarsan da
اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ
uyarmasan da
لَا يُؤْمِنُونَ
inanmazlar
﴿١٠﴾
تُنْذِرُ
sen uyarabilirsin
فَبَشِّرْهُ
işte öylesini müjdele
بِمَغْفِرَةٍ
bir mağfiretle
﴿١١﴾
وَاٰثَارَهُمْۜ
ve eserlerini
اَحْصَيْنَاهُ
ayrıntılı kaydettik
﴿١٢﴾