وَمَا يُبْدِئُ
artık bir şey ortaya çıkaramaz
وَمَا يُع۪يدُ
ve geri getiremez
﴿٤٩﴾
فَبِمَا
şüphesiz sayesindedir
﴿٥٠﴾
فَزِعُوا
telaşa düştükleri
فَلَا فَوْتَ
hiçbiri kurtulamaz
وَاُخِذُوا
ve yakalanmışlardır
﴿٥١﴾
التَّنَاوُشُ
elde etmeleri
﴿٥٢﴾
وَيَقْذِفُونَ
ve atıyorlardı
﴿٥٣﴾
بَيْنَهُمْ
onların arasına
يَشْتَهُونَ
arzu ettikleri
بِاَشْيَاعِهِمْ
benzerlerine
﴿٥٤﴾
سُورَةُ فَاطِر
مَكِّيَةٌ وَهِيَ ٤٥ ايَةً - الترتيب الوحي ٤٣
﷽
اُو۬ل۪ٓي اَجْنِحَةٍ
kanatlı
مَا يَشَٓاءُۜ
dilediği kadar
عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ
her şeyi
﴿١﴾
فَلَا مُمْسِكَ
tutan olamaz
وَمَا يُمْسِكْۙ
O'nun tuttuğunu ise
فَلَا مُرْسِلَ
salıverecek yoktur
مِنْ بَعْدِه۪ۜ
O'ndan sonra
الْحَك۪يمُ
hüküm ve hikmet sahibidir
﴿٢﴾
هَلْ مِنْ خَالِقٍ
yaratıcı var mı?
يَرْزُقُكُمْ
size rızık verecek
تُؤْفَكُونَ
çevriliyorsunuz
﴿٣﴾