Bakara Suresi
Sayfa 43 | 3. Cüz
وَاِذْ
bir zaman
قَالَ
demişti
اِبْرٰه۪يمُ
İbrahim
رَبِّ
Rabbim
اَرِن۪ي
bana göster
كَيْفَ
nasıl
تُحْـيِ
dirilttiğini
الْمَوْتٰىۜ
ölüleri
قَالَ
(Allah) dedi
اَوَلَمْ تُؤْمِنْۜ
yoksa inanmadın mı
قَالَ
(İbrahim) dedi ki
بَلٰى
Hayır (inandım)
وَلٰكِنْ
fakat
لِيَطْمَئِنَّ
tatmin olması için
قَلْب۪يۜ
kalbimin
قَالَ
dedi
فَخُذْ
o halde tut
اَرْبَعَةً
dördünü
مِنَ الطَّيْرِ
kuşlardan
فَصُرْهُنَّ
onları alıştır
اِلَيْكَ
kendine
ثُمَّ
sonra
اجْعَلْ
koy
عَلٰى
üzerine
كُلِّ
her
جَبَلٍ
dağın
مِنْهُنَّ
onlardan
جُزْءاً
bir parça
ثُمَّ
sonra
ادْعُهُنَّ
onları (kendine) çağır
يَأْت۪ينَكَ
sana gelecekler
سَعْياًۜ
koşarak
وَاعْلَمْ
bil ki
اَنَّ
şüphesiz
اللّٰهَ
Allah
عَز۪يزٌ
daima üstün
حَك۪يمٌ۟
hüküm ve hikmet sahibidir
﴿٢٦٠﴾
مَثَلُ
durumu
الَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ
infak edenlerin
اَمْوَالَهُمْ
mallarını
ف۪ي سَب۪يلِ
yolunda
اللّٰهِ
Allah
كَمَثَلِ
durumu gibidir
حَبَّةٍ
bir tohumun
اَنْبَتَتْ
veren
سَبْعَ
yedi
سَنَابِلَ
başak
ف۪ي كُلِّ
her
سُنْبُلَةٍ
başağında
مِائَةُ
yüz
حَبَّةٍۜ
tohum
وَاللّٰهُ
Allah
يُضَاعِفُ
kat kat verir
لِمَنْ يَشَٓاءُۜ
dilediğine
وَاللّٰهُ
Allah(ın)
وَاسِعٌ
(lutfu) geniştir
عَل۪يمٌ
(O) bilendir
﴿٢٦١﴾
الَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ
infak edip de
اَمْوَالَهُمْ
mallarını
ف۪ي سَب۪يلِ
yolunda
اللّٰهِ
Allah
ثُمَّ
sonra
لَا يُتْبِعُونَ
ardından
مَٓا اَنْفَقُوا
verdiklerinin
مَناًّ
başa kakmayan
وَلَٓا اَذًۙى
ve eziyet etmeyenlerin
لَهُمْ
vardır
اَجْرُهُمْ
ödülleri
عِنْدَ
katında
رَبِّهِمْۚ
Rableri
وَلَا خَوْفٌ
korku yoktur
عَلَيْهِمْ
onlara
وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
ve onlar üzülmeyeceklerdir
﴿٢٦٢﴾
قَوْلٌ
bir söz (söylemek)
مَعْرُوفٌ
güzel
وَمَغْفِرَةٌ
ve affetmek
خَيْرٌ
iyidir
مِنْ صَدَقَةٍ
sadakadan
يَتْبَعُهَٓا
peşinden gelen
اَذًىۜ
eziyet
وَاللّٰهُ
Allah
غَنِيٌّ
zengindir
حَل۪يمٌ
halimdir
﴿٢٦٣﴾
يَٓا اَيُّهَا
Ey
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
iman edenler
لَا تُبْطِلُوا
boşa çıkarmayın
صَدَقَاتِكُمْ
sadakalarınızı
بِالْمَنِّ
başa kakmak
وَالْاَذٰىۙ
ve eziyet etmekle
كَالَّذ۪ي
gibi
يُنْفِقُ
infak eden
مَالَهُ
malını
رِئَٓاءَ
gösteriş için
النَّاسِ
insanlara
وَلَا يُؤْمِنُ
inanmayan
بِاللّٰهِ
Allah'a
وَالْيَوْمِ
ve gününe
الْاٰخِرِۜ
ahiret
فَمَثَلُهُ
öylesinin durumu
كَمَثَلِ
benzer ki
صَفْوَانٍ
şu kayaya
عَلَيْهِ
üzerinde bulunan
تُرَابٌ
toprak
فَاَصَابَهُ
ona isabet etttiğinde
وَابِلٌ
bir sağnak (yağmur)
فَتَرَكَهُ
onu bırakır
صَلْداًۜ
sert bir taş halinde
لَا يَقْدِرُونَ
(Böyleleri) elde edemezler
عَلٰى شَيْءٍ
bir şey
مِمَّا كَسَبُواۜ
kazandıklarından
وَاللّٰهُ
Allah
لَا يَهْدِي
doğru yola iletmez
الْقَوْمَ
toplumu
الْكَافِر۪ينَ
kafir
﴿٢٦٤﴾
 
43 sayfa okundu