لِسَبَأٍ
Sebe (oğulların)ın
﴿١٥﴾
فَاَعْرَضُوا
ama yüz çevirdiler
فَاَرْسَلْنَا
bu yüzden gönderdik
وَبَدَّلْنَاهُمْ
ve çevirdik
بِجَنَّتَيْهِمْ
onların iki bahçesini
﴿١٦﴾
جَزَيْنَاهُمْ
onları cezalandırdık
وَهَلْ نُجَاز۪ٓي
biz cezalandırır mıyız?
﴿١٧﴾
بَيْنَهُمْ
onların arasında
الَّت۪ي بَارَكْنَا
bereketlendirdiğimiz
وَقَدَّرْنَا
ve takdir ettik
﴿١٨﴾
اَسْفَارِنَا
seferlerimizin
وَظَلَمُٓوا
ve zulmettiler
فَجَعَلْنَاهُمْ
biz de onları çevirdik
وَمَزَّقْنَاهُمْ
onları darmadağın ettik
﴿١٩﴾
عَلَيْهِمْ
onlar hakkındaki
فَاتَّبَعُوهُ
(hepsi) ona uydular
مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ
inanan
﴿٢٠﴾
مِنْ سُلْطَانٍ
zorlayıcı bir gücü
لِنَعْلَمَ
(ayırd edip) bilelim diye
عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ
her şeyi
﴿٢١﴾
الَّذ۪ينَ زَعَمْتُمْ
(tanrı) sandığınız şeyleri
لَا يَمْلِكُونَ
bir şeye sahip değillerdir
مِنْ شِرْكٍ
bir ortaklıkları
مِنْ ظَه۪يرٍ
bir yardımcısı
﴿٢٢﴾