تَحِيَّتُهُمْ
karşılanırlar
يَلْقَوْنَهُ
kendisine kavuştukları
وَاَعَدَّ
ve hazırlanmıştır
﴿٤٤﴾
اَرْسَلْنَاكَ
seni gönderdik
﴿٤٥﴾
﴿٤٦﴾
﴿٤٧﴾
وَالْمُنَافِق۪ينَ
ve münafıklara
اَذٰيهُمْ
onların eziyetlerine
﴿٤٨﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا
inananlar
الْمُؤْمِنَاتِ
inanan kadınları
طَلَّقْتُمُوهُنَّ
boşarsanız
اَنْ تَمَسُّوهُنَّ
onlara dokunmadan
عَلَيْهِنَّ
onların üzerinde
مِنْ عِدَّةٍ
bir iddet (hakkınız)
تَعْتَدُّونَهَاۚ
sayacağınız
فَمَتِّعُوهُنَّ
hemen geçimliklerini verin
وَسَرِّحُوهُنَّ
ve onları serbest bırakın
﴿٤٩﴾
الّٰـت۪ٓي اٰتَيْتَ
verdiğin
اُجُورَهُنَّ
ücretlerini (mehirlerini)
وَمَا مَلَكَتْ
ve bulunanları
مِمَّٓا اَفَٓاءَ
ganimet verdiğinden
الّٰت۪ي هَاجَرْنَ
hicret eden
اَنْ يَسْتَنْكِحَهَاۗ
kendisini nikahlamak
الْمُؤْمِن۪ينَۜ
mü'minlerin
قَدْ عَلِمْنَا
biz biliyoruz
فَرَضْنَا
gerekli kıldığımız
وَمَا مَلَكَتْ
ve bulunanlar
لِكَيْلَا يَكُونَ
olmaması için
﴿٥٠﴾