مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minlerden
مَا عَاهَدُوا
verdikleri sözde
يَنْتَظِرُۘ
(şehidlik) beklemektedir
وَمَا بَدَّلُوا
(sözlerini) asla değiştirmemişlerdir
﴿٢٣﴾
لِيَجْزِيَ
mükafatladırsın
بِصِدْقِهِمْ
doğruluklarıyle
الْمُنَافِق۪ينَ
iki yüzlülere
يَتُوبَ
tevbelerini kabul buyursun
كَانَ غَفُوراً
çok bağışlayandır
رَح۪يماًۚ
çok esirgeyendir
﴿٢٤﴾
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenleri
﴿٢٥﴾
الَّذ۪ينَ ظَاهَرُوهُمْ
onlara yardım edenleri
مِنْ صَيَاص۪يهِمْ
kalelerinden
ف۪ي قُلُوبِهِمُ
kalblerine
تَقْتُلُونَ
öldürüyordunuz
وَتَأْسِرُونَ
ve esir alıyordunuz
﴿٢٦﴾
وَاَوْرَثَكُمْ
size miras verdi
وَدِيَارَهُمْ
ve yurtlarını
وَاَمْوَالَهُمْ
ve mallarını
لَمْ تَطَؤُ۫هَاۜ
henüz ayak basmadığınız
عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ
her şeye
﴿٢٧﴾
اُمَتِّعْكُنَّ
size (boşanma bedeli) vereyim
وَاُسَرِّحْكُنَّ
ve sizi salayım
﴿٢٨﴾
لِلْمُحْسِنَاتِ
güzel hareket edenlere
﴿٢٩﴾
بِفَاحِشَةٍ
bir fuhuş (edepsizlik)
﴿٣٠﴾