الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۙ
inananların
يُخْرِجُهُمْ
onları çıkarır
مِنَ الظُّلُمَاتِ
karanlıklardan
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا
kafirlerin
اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمُ
dostları da
يُخْرِجُونَهُمْ
(O da) onları çıkarır
اِلَى الظُّلُمَاتِۜ
karanlıklara
خَالِدُونَ۟
ebedi kalacaklardır
﴿٢٥٧﴾
اِلَى الَّذ۪ي حَٓاجَّ
tartışanı
ف۪ي رَبِّه۪ٓ
Rabbi hakkında
اَنْ اٰتٰيهُ
kendisine verdi diye
الَّذ۪ي كَفَرَۜ
inkar eden (o adam)
لَا يَهْدِي
doğru yola iletmez
﴿٢٥٨﴾
كَالَّذ۪ي
şu kimse gibisini (görmedin mi) ki
عَلٰى قَرْيَةٍ
bir kasabaya
خَاوِيَةٌ
(duvarları) yığılmış
عَلٰى عُرُوشِهَاۚ
çatıları üstüne
فَاَمَاتَهُ
kendisini öldürüp
اِلٰى طَعَامِكَ
yiyeceğine
لَمْ يَتَسَنَّهْۚ
bozulmamış
وَلِنَجْعَلَكَ
seni kılalım diye (böyle yaptık)
اِلَى الْعِظَامِ
kemiklere
نُنْشِزُهَا
onları birbiri üstüne koyuyor
نَكْسُوهَا
onlara giydiriyoruz
تَبَيَّنَ
açıkça belli olunca
عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ
herşeye
﴿٢٥٩﴾