كَانُوا يَعْلَمُونَ
bilselerdi
﴿٦٤﴾
نَجّٰيهُمْ
onları salimen çıkarınca
يُشْرِكُونَۙ
ortak koşarlar
﴿٦٥﴾
لِيَكْفُرُوا
ki nankörlük etsinler
بِمَٓا اٰتَيْنَاهُمْۙ
kendilerine verdiğimize
وَلِيَتَمَتَّعُوا۠
ve zevk içinde yaşasınlar
﴿٦٦﴾
اَوَلَمْ يَرَوْا
görmediler mi?
جَعَلْنَا
(Mekke'yi) kıldık
وَيُتَخَطَّفُ
kaçırılırken
مِنْ حَوْلِهِمْۜ
çevrelerinden
اَفَبِالْبَاطِلِ
hala batıla mı?
يَكْفُرُونَ
nankörlük ediyorlar
﴿٦٧﴾
لَمَّا جَٓاءَهُۜ
kendisine gelen
﴿٦٨﴾
وَالَّذ۪ينَ جَاهَدُوا
cihad edenleri
لَنَهْدِيَنَّهُمْ
biz elbette iletiriz
الْمُحْسِن۪ينَ
iyilik edenlerle
﴿٦٩﴾
سُورَةُ الرُّوم
مَكِّيَةٌ وَهِيَ ٦٠ ايَةً - الترتيب الوحي ٨٤
﷽
﴿١﴾
﴿٢﴾
غَلَبِهِمْ
yenilgilerinden
سَيَغْلِبُونَۙ
yeneceklerdir
﴿٣﴾
﴿٤﴾
﴿٥﴾