بِالْبَيِّنَاتِ
açık kanıtlar
فَاسْتَكْبَرُوا
fakat onlar büyüklük tasladılar
وَمَا كَانُوا
ama değillerdi
﴿٣٩﴾
حَـاصِباًۚ
taş yağdıran bir fırtına
الصَّيْحَةُۚ
korkunç bir ses
لِيَظْلِمَهُمْ
onlara zulmedecek
اَنْفُسَهُمْ
kendi kendilerine
يَظْلِمُونَ
zulmediyorlardı
﴿٤٠﴾
الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا
edinenlerin
كَانُوا يَعْلَمُونَ
bilselerdi
﴿٤١﴾
مَا يَدْعُونَ
onların yalvardıklarını
مِنْ دُونِه۪
kendisinden başka
مِنْ شَيْءٍۜ
ne gibi şeylere
الْحَك۪يمُ
hüküm ve hikmet sahibidir
﴿٤٢﴾
نَضْرِبُهَا
biz anlatıyoruz
وَمَا يَعْقِلُـهَٓا
ama onları düşünüp anlamaz
﴿٤٣﴾
لِلْمُؤْمِن۪ينَ۟
inananlar için
﴿٤٤﴾
عَنِ الْفَحْشَٓاءِ
iğrenç şeylerden
وَالْمُنْكَرِۜ
ve kötülükten
اَكْبَرُۜ
en büyük(ibadet)tir
مَا تَصْنَعُونَ
ne yaptığınızı
﴿٤٥﴾