الَّذ۪ي فَرَضَ
gerekli kılan
لَـرَٓادُّكَ
elbette seni döndürecektir
اِلٰى مَعَادٍۜ
varılacak yere
﴿٨٥﴾
وَمَا كُنْتَ تَرْجُٓوا
sen ummazdın
اَنْ يُلْقٰٓى
vahyolunacağını
رَحْمَةً
bir rahmet olarak
فَلَا تَكُونَنَّ
o halde olma
﴿٨٦﴾
وَلَا يَصُدُّنَّكَ
ve sakın seni alıkoymasınlar
اِذْ اُنْزِلَتْ
indirildikten
مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۚ
ortak koşanlardan
﴿٨٧﴾
وَجْهَهُۜ
O'nun yüzü(zatı)ndan
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz
﴿٨٨﴾
سُورَةُ العَنكبوت
مَكِّيَةٌ وَهِيَ ٦٩ ايَةً - الترتيب الوحي ٨٥
﷽
﴿١﴾
اَنْ يُتْرَكُٓوا
bırakılacaklarını
لَا يُفْتَنُونَ
hiç sınanmadan
﴿٢﴾
الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ
onlardan öncekilerini
فَلَيَعْلَمَنَّ
elbette bilecektir
الَّذ۪ينَ صَدَقُوا
doğruları
وَلَيَعْلَمَنَّ
bilecektir
﴿٣﴾
اَمْ حَسِبَ
yoksa -mı sandılar?
الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ
yapanlar
السَّيِّـَٔاتِ
kötülükleri
اَنْ يَسْبِقُونَاۜ
bizi geçeceklerini
مَا يَحْكُمُونَ
hüküm veriyorlar
﴿٤﴾
﴿٥﴾
لِنَفْسِه۪ۜ
kendi yararına
عَنِ الْعَالَم۪ينَ
alemlerden
﴿٦﴾