وَمَٓا اُو۫ت۪يتُمْ
size verilen
وَاَبْقٰىۜ
ve daha kalıcıdır
اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟
aklınızı kullanmıyor musunuz?
﴿٦٠﴾
وَعَدْنَاهُ
kendisine vadettiğimiz
لَاق۪يهِ
muhakkak ona kavuşacak olan
مَتَّعْنَاهُ
kendisine yaşattığımız
مِنَ الْمُحْضَر۪ينَ
getirileceklerden olan
﴿٦١﴾
يُنَاد۪يهِمْ
(Allah) onlara seslenerek
شُرَكَٓاءِيَ
benim ortaklarım
الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ
olduklarını
تَزْعُمُونَ
sandığınız şeyler
﴿٦٢﴾
الَّذ۪ينَ حَقَّ
hak olanlar
الَّذ۪ينَ اَغْوَيْنَاۚ
azdırdıklarımız
اَغْوَيْنَاهُمْ
onları da azdırdık
غَوَيْنَاۚ
kendimiz azdığımız
تَبَرَّأْنَٓا
uzak olduğumuzu
مَا كَانُٓوا
zaten onlar değildi
﴿٦٣﴾
شُرَكَٓاءَكُمْ
koştuğunuz ortakları
فَدَعَوْهُمْ
onları çağırırlar
فَلَمْ يَسْتَج۪يبُوا
fakat çağrısına cevap vermezler
وَرَاَوُا
ve karşılarında görürler
كَانُوا يَهْتَدُونَ
yola gelselerdi
﴿٦٤﴾
يُنَاد۪يهِمْ
onlara seslenerek
مَاذَٓا اَجَبْتُمُ
ne cevap verdiniz?
﴿٦٥﴾
لَا يَتَسَٓاءَلُونَ
birbirlerine de soramazlar
﴿٦٦﴾
مِنَ الْمُفْلِح۪ينَ
kurtuluşa erenlerden
﴿٦٧﴾
عَمَّا يُشْرِكُونَ
ortak koştuklarından
﴿٦٨﴾
مَا تُكِنُّ
neyi gizlediğini
وَمَا يُعْلِنُونَ
ve neyi açığa vurduğunu
﴿٦٩﴾
وَالْاٰخِرَةِۘ
ve sonda da
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz
﴿٧٠﴾