وَصَّلْنَا
biz birbirine bitiştirdik
يَتَذَكَّرُونَۜ۟
düşünüp öğüt alırlar
﴿٥١﴾
الَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ
kendilerine verdiklerimiz
﴿٥٢﴾
مِنْ رَبِّنَٓا
Rabbimizden
مِنْ قَبْلِه۪
ondan önce de
﴿٥٣﴾
وَيَدْرَؤُ۫نَ
onlar savarlar
وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ
ve kendilerine verdiğimiz rızıktan
﴿٥٤﴾
اَعْمَالُنَا
bizim işlerimiz
اَعْمَالُكُمْۘ
sizin işleriniz
لَا نَبْتَغِي
biz istemeyiz
﴿٥٥﴾
لَا تَهْد۪ي
doğru yola iletemezsin
بِالْمُهْتَد۪ينَ
yola gelecek olanları
﴿٥٦﴾
اِنْ نَتَّبِـعِ
biz uyarsak
مِنْ اَرْضِنَاۜ
yurdumuzdan
اَوَلَمْ نُمَكِّنْ
biz bir mekan vermedik mi?
يُجْبٰٓى
toplanıp getirildiği
مِنْ لَدُنَّا
kendi katımızdan
﴿٥٧﴾
اَهْلَكْنَا
biz helak ettik
مَع۪يشَتَهَاۚ
refah içinde
مَسَاكِنُهُمْ
onların meskenleri
لَمْ تُسْكَنْ
oralarda oturulmadı
مِنْ بَعْدِهِمْ
onlardan sonra
﴿٥٨﴾
ف۪ٓي اُمِّهَا
Anakent(olan Mekke)de
وَمَا كُنَّا
ve biz değiliz
﴿٥٩﴾