لِلْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minlere
﴿٧٧﴾
الْعَل۪يمُۚ
hakkiyle bilendir
﴿٧٨﴾
﴿٧٩﴾
لَا تُسْمِــعُ
duyuramazsın
وَلَا تُسْمِــعُ
işittiremezsin
اِذَا وَلَّوْا
kaçarlarken
مُدْبِر۪ينَ
arkalarını dönmüş
﴿٨٠﴾
وَمَٓا اَنْتَ
ve sen değilsin
بِهَادِي
doğru yola getirecek
عَنْ ضَلَالَتِهِمْۜ
sapıklıklarından
اِنْ تُسْمِــعُ
sen duyurabilirsin
مُسْلِمُونَ
derhal müslüman olurlar
﴿٨١﴾
دَٓابَّةً
bir Dabbe (canlı)
تُكَلِّمُهُمْۙ
o onlara söyler
لَا يُوقِنُونَ۟
inanmadıklarını
﴿٨٢﴾
مِمَّنْ يُكَذِّبُ
yalanlayanlardan
يُوزَعُونَ
(ilahi huzura) sevk edilirler
﴿٨٣﴾
اِذَا جَٓاؤُ۫
geldiklerinde
قَالَ
(Allah onlara) der ki
اَكَذَّبْتُمْ
yalanladınız mı?
وَلَمْ تُح۪يطُوا
anlamadığınız halde
اَمَّاذَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
yoksa ne yaptınız?
﴿٨٤﴾
لَا يَنْطِقُونَ
konuşmazlar
﴿٨٥﴾
اَلَمْ يَرَوْا
görmediler mi?
لِيَسْكُنُوا
istirahat etmeleri için
مُبْصِراًۜ
aydınlık yaptık
﴿٨٦﴾
فَفَزِعَ
korku içinde kalırlar (bayılır)
فِي السَّمٰوَاتِ
göklerde bulunan
فِي الْاَرْضِ
ve yerde bulunan
﴿٨٧﴾
جَامِدَةً
cansız (yerinde duruyor)
وَهِيَ تَمُرُّ
yürümektedir
مَرَّ السَّحَابِۜ
bulutun yürümesi gibi
الَّـذ۪ٓي اَتْقَنَ
gayet iyi yapan
بِمَا تَفْعَلُونَ
yaptıklarınızı
﴿٨٨﴾