وَالَّذ۪ينَ يُتَوَفَّوْنَ
ölenlerin
وَيَذَرُونَ
geriye bıraktıkları
يَتَرَبَّصْنَ
(bekleyip) gözetlerler
بِاَنْفُسِهِنَّ
kendilerini
فَاِذَا بَلَغْنَ
bitirince
فَلَا جُنَاحَ
bir günah yoktur
ف۪يمَا فَعَلْنَ
yapmalarında
ف۪ٓي اَنْفُسِهِنَّ
kendileri için
بِالْمَعْرُوفِۜ
uygun olanı
بِمَا تَعْمَلُونَ
yaptıklarınızdan
﴿٢٣٤﴾
وَلَا جُنَاحَ
bir günah yoktur
ف۪يمَا عَرَّضْتُمْ بِه۪
üstü kapalı biçimde bildirmenizden
مِنْ خِطْبَةِ
evlenme isteğinizi
اَكْنَنْتُمْ
gizlemenizden
ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْۜ
içinizde
سَتَذْكُرُونَهُنَّ
onları anacağınızı
لَا تُوَاعِدُوهُنَّ
sakın onlarla sözleşmeyin
وَلَا تَعْزِمُوا
ve kalkışmayın
الْكِتَابُ
yazılanın (iddetinin)
مَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ
içinizden geçeni
فَاحْذَرُوهُۚ
O'ndan sakının
وَاعْلَمُٓوا
ve yine bilin ki
﴿٢٣٥﴾
لَا جُنَاحَ
bir günah yoktur
اِنْ طَلَّقْتُمُ
boşarsınız
مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ
henüz dokunmadan
وَمَتِّعُوهُنَّۚ
onları faydalandırsın
عَلَى الْمُوسِعِ
eli geniş olan
قَدَرُهُ
kendi gücü nisbetinde
وَعَلَى الْمُقْتِرِ
eli dar olan da
قَدَرُهُۚ
kendi gücü nisbetinde
عَلَى الْمُحْسِن۪ينَ
iyilik edenlerin üzerine
﴿٢٣٦﴾
وَاِنْ طَلَّقْتُمُوهُنَّ
onları boşarsanız
اَنْ تَمَسُّوهُنَّ
henüz dokunmadan
وَقَدْ فَرَضْتُمْ
bir mehir tesbit ettiğiniz takdirde
فَر۪يضَةً
vermeniz gerekir
مَا فَرَضْتُمْ
tesbit ettiğinizin (mehrin)
اَنْ يَعْفُونَ
(kadının) vazgeçmesi
الَّذ۪ي بِيَدِه۪
elinde olanın (erkeğin)
وَاَنْ تَعْفُٓوا
(Erkekler) Sizin affetmeniz
بِمَا تَعْمَلُونَ
yaptıklarınızı
﴿٢٣٧﴾