فَلْيَسْتَأْذِنُوا
izin istesinler
اسْتَأْذَنَ
izin istedikleri
الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ
kendilerinden öncekilerin
حَك۪يمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir
﴿٥٩﴾
وَالْقَوَاعِدُ
(ihtiyar) oturan
مِنَ النِّسَٓاءِ
kadınların
الّٰت۪ي لَا يَرْجُونَ
arzusu kalmamış
عَلَيْهِنَّ
kendileri için
اَنْ يَضَعْنَ
bırakmalarında
ثِيَابَهُنَّ
dış örtülerini
غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ
kasden göstermeğe çalışmadan
يَسْتَعْفِفْنَ
sakınmaları
﴿٦٠﴾
وَلَا
ve (bir güçlük) yoktur
عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ
size de
مِنْ بُيُوتِكُمْ
kendi evlerinizden
اٰبَٓائِكُمْ
babalarınızın
اُمَّهَاتِكُمْ
annelerinizin
اِخْوَانِكُمْ
kardeşlerinizin
اَخَوَاتِكُمْ
kızkardeşlerinizin
اَعْمَامِكُمْ
amcalarınızın
عَمَّاتِكُمْ
halalarınızın
اَخْوَالِكُمْ
dayılarınızın
خَالَاتِكُمْ
teyzelerinizin
مَا مَلَكْتُمْ
ellerinizde bulunaların
صَد۪يقِكُمْۜ
arkadaşınızın
عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ
kendinize (birbirinize)
تَحِيَّةً
(bir yaşam) dileğiyle
تَعْقِلُونَ۟
aklınızı kullanırsınız
﴿٦١﴾