وَاَط۪يعُوا
ve ita'at edin
مَا حُمِّلَ
kendisine yükletilendir
وَعَلَيْكُمْ
ve sizin sorumluluğunuz
مَا حُمِّلْتُمْۜ
size yükletilendir
تُط۪يعُوهُ
ona ita'at ederseniz
تَهْتَدُواۜ
doğru yolu bulursunuz
وَمَا عَلَى الرَّسُولِ
Rasule düşen
الْمُب۪ينُ
açık bir şekilde
﴿٥٤﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlara
لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ
onları hükümran kılacaktır
اسْتَخْلَفَ
hükümran kıldığı
الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۖ
onlardan öncekileri
وَلَيُمَكِّنَنَّ
ve sağlamlaştıracaktır
الَّذِي ارْتَضٰى
razı olduğu (seçip beğendiği)
وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ
ve onları erdirecektir
يَعْبُدُونَن۪ي
bana kulluk edecekler
لَا يُشْرِكُونَ ب۪ي
bana ortak koşmayacaklar
الْفَاسِقُونَ
yoldan çıkanlardır
﴿٥٥﴾
وَاَط۪يعُوا
ve ita'at edin
تُرْحَمُونَ
merhamet olunursunuz
﴿٥٦﴾
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenlerin
مُعْجِز۪ينَ
(Allah'ı) aciz bırakacaklarını
فِي الْاَرْضِۚ
yer yüzünde
وَمَأْوٰيهُمُ
onların varacağı yer
الْمَص۪يرُ۟
bir varış yeridir
﴿٥٧﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar
لِيَسْتَأْذِنْكُمُ
izin istesinler
الَّذ۪ينَ مَلَكَتْ
altında bulunanlar (köle ve hizmetçi)
وَالَّذ۪ينَ لَمْ يَبْلُغُوا
ve henüz ermemiş olanlar
تَضَعُونَ
çıkar(ıp yat)acağınız
مِنَ الظَّه۪يرَةِ
öğle vakti
وَلَا عَلَيْهِمْ
ve onlara
بَعْدَهُنَّۜ
bunların dışında
طَوَّافُونَ
girip çıkarsınız
حَك۪يمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir
﴿٥٨﴾