اَتَيْنَاهُمْ
biz onlara getirdik
لَكَاذِبُونَ
yalancıdırlar
﴿٩٠﴾
بِمَا خَلَقَ
kendi yarattığını
وَلَعَلَا
ve üstün gelmeğe çalışırdı
سُبْحَانَ
münezehtir (uzaktır)
عَمَّا يَصِفُونَۙ
onların tanımlamalarından
﴿٩١﴾
وَالشَّهَادَةِ
ve görüneni
عَمَّا يُشْرِكُونَ۟
onların ortak koştukları şeylerden
﴿٩٢﴾
تُرِيَنّ۪ي
mutlaka bana göstereceksen
مَا يُوعَدُونَۙ
onların tehdidedildikleri şeyi
﴿٩٣﴾
فَلَا تَجْعَلْن۪ي
beni bırakma
﴿٩٤﴾
عَلٰٓى اَنْ نُرِيَكَ
sana göstermeğe
نَعِدُهُمْ
onları tehdidettiğimiz
لَقَادِرُونَ
elbette kadiriz
﴿٩٥﴾
بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ
en güzel şeyle
بِمَا يَصِفُونَ
(seni) nasıl vasıflandıracaklarını
﴿٩٦﴾
مِنْ هَمَزَاتِ
dürtüklemelerinden
الشَّيَاط۪ينِۙ
şeytanların
﴿٩٧﴾
اَنْ يَحْضُرُونِ
yanıma uğramalarından
﴿٩٨﴾
اَحَدَهُمُ
onlardan birine
ارْجِعُونِۙ
beni geri döndür
﴿٩٩﴾
هُوَ قَٓائِلُهَاۜ
onun söylediği
وَمِنْ وَرَٓائِهِمْ
önlerinde vardır
يُبْعَثُونَ
diriltilecekleri
﴿١٠٠﴾
فَلَٓا اَنْسَابَ
artık soylar yoktur
وَلَا يَتَسَٓاءَلُونَ
ve sormazlar
﴿١٠١﴾
الْمُفْلِحُونَ
kurtuluşa erenlerdir
﴿١٠٢﴾
الَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا
ziyana sokanlardır
خَالِدُونَۚ
sürekli kalanlardır
﴿١٠٣﴾
كَالِحُونَ
dişleri açıkta kalır
﴿١٠٤﴾