رَحِمْنَاهُمْ
biz onlara acısaydık
وَكَشَفْنَا
ve kaldırsaydık
لَلَجُّوا
yine devam ederlerdi
ف۪ي طُغْيَانِهِمْ
azgınlıklarında
﴿٧٥﴾
اَخَذْنَاهُمْ
biz onları yakaladık
فَمَا اسْتَكَانُوا
ama yine boyun eğmediler
وَمَا يَتَضَرَّعُونَ
O'na yalvarmıyorlar
﴿٧٦﴾
مُبْلِسُونَ۟
şaşkın ve umutsuz kalırlar
﴿٧٧﴾
الَّـذ۪ٓي اَنْشَاَ
inşa eden
وَالْاَفْـِٔدَةَۜ
ve gönülleri
تَشْكُرُونَ
şükrediyorsunuz
﴿٧٨﴾
الَّذ۪ي ذَرَاَكُمْ
sizi yaratıp yayan
وَاِلَيْهِ
ve O'nun (huzurunda)
تُحْشَرُونَ
toplanacaksınız
﴿٧٩﴾
اَفَلَا تَعْقِلُونَ
aklınızı kullanmıyor musunuz?
﴿٨٠﴾
الْاَوَّلُونَ
evvelkilerin
﴿٨١﴾
وَكُنَّا
haline geldiğimiz
لَمَبْعُوثُونَ
diriltileceğiz
﴿٨٢﴾
وَاٰبَٓاؤُ۬نَا
ve atalarımıza
اِلَّٓا
başka bir şey değildir
الْاَوَّل۪ينَ
evvelkilerin
﴿٨٣﴾
كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
biliyorsanız
﴿٨٤﴾
اَفَلَا تَذَكَّرُونَ
düşünmüyor musunuz?
﴿٨٥﴾
﴿٨٦﴾
اَفَلَا تَتَّقُونَ
korkmuyor musunuz?
﴿٨٧﴾
مَلَكُوتُ
melekutu (mülkü ve yönetimi)
وَلَا يُجَارُ
fakat korunup kollan(maya muhtaç ol)mayan
كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
biliyorsanız
﴿٨٨﴾
تُسْحَرُونَ
büyüleniyorsunuz
﴿٨٩﴾