اِلٰى رَبِّهِمْ
Rablerinin huzuruna
رَاجِعُونَۙ
dönecekler (i düşüncesiyle)
﴿٦٠﴾
فِي الْخَيْرَاتِ
hayır işlerine
﴿٦١﴾
وَلَا نُكَلِّفُ
biz teklif etmeyiz
وُسْعَهَا
gücünün yetiğinden
وَلَدَيْنَا
katımızda vardır
لَا يُظْلَمُونَ
asla haksızlık edilmez
﴿٦٢﴾
قُلُوبُهُمْ
onların kalbleri
وَلَهُمْ
onların vardır ki
مِنْ دُونِ ذٰلِكَ
bundan başka
﴿٦٣﴾
مُتْرَف۪يهِمْ
varlıklılarını
يَجْـَٔرُونَۜ
feryada başlarlar
﴿٦٤﴾
لَا تَجْـَٔرُوا
artık feryadetmeyin
لَا تُنْصَرُونَ
yardım olunmaz
﴿٦٥﴾
عَلٰٓى اَعْقَابِكُمْ
arkanıza
﴿٦٦﴾
مُسْتَكْبِر۪ينَ
kibirlenerek
بِه۪ۗ
ona (ayetlerime) karşı
تَهْجُرُونَ
saçmalıyordunuz
﴿٦٧﴾
اَفَلَمْ يَدَّبَّرُوا
onlar iyice düşünmediler mi?
الْقَوْلَ
o sözü (Kur'an'ı)
جَٓاءَهُمْ
onlara mı geldi?
﴿٦٨﴾
لَمْ يَعْرِفُوا
tanımadıkları için mi?
مُنْكِرُونَۘ
inkar ediyorlar
﴿٦٩﴾
اَمْ يَقُولُونَ
yoksa -mı diyorlar?
جَٓاءَهُمْ
o kendilerine getirdi
وَاَكْثَرُهُمْ
fakat çokları
﴿٧٠﴾
اَهْوَٓاءَهُمْ
onların keyiflerine
لَفَسَدَتِ
bozulur giderdi
ف۪يهِنَّۜ
bunların içinde bulunan
اَتَيْنَاهُمْ
biz onlara getirdik
عَنْ ذِكْرِهِمْ
Zikirlerinden
مُعْرِضُونَۜ
yüz çeviriyorlar
﴿٧١﴾
تَسْـَٔلُهُمْ
sen onlardan -mi istiyorsun?
الرَّازِق۪ينَ
rızık verenlerin
﴿٧٢﴾
لَتَدْعُوهُمْ
onları çağırıyorsun
﴿٧٣﴾
الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ
inanmayanlar
﴿٧٤﴾