وَمَنْ مَعَكَ
ve yanında bulunanlar
الَّذ۪ي نَجّٰينَا
bizi kurtaran
﴿٢٨﴾
الْمُنْزِل۪ينَ
konuklayanların
﴿٢٩﴾
لَمُبْتَل۪ينَ
(onları) sınıyorduk
﴿٣٠﴾
مِنْ بَعْدِهِمْ
onların ardından
﴿٣١﴾
اَنِ اعْبُدُوا
kulluk edin (diyen)
اَفَلَا تَتَّقُونَ۟
korunmaz mısınız?
﴿٣٢﴾
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenler
وَكَذَّبُوا
ve yalanlayanlar
وَاَتْرَفْنَاهُمْ
ve kendilerine refah verdiklerimiz
مِمَّا تَأْكُلُونَ
sizin yediğinizden
مِمَّا تَشْرَبُونَ
sizin içtiğinizden
﴿٣٣﴾
اَطَعْتُمْ
ita'at ederseniz
لَخَاسِرُونَ
mutlaka ziyana uğrayanlarsınız
﴿٣٤﴾
اَيَعِدُكُمْ
O size va'dediyor mu?
وَكُنْتُمْ
ve haline geldiğiniz
مُخْرَجُونَۖ
yeniden hayata çıkarılacağınızı
﴿٣٥﴾
هَيْهَاتَ
heyhat (ne kadar uzak)
هَيْهَاتَ
heyhat (ne kadar uzak)
لِمَا تُوعَدُونَۖ
size va'dedilen şey
﴿٣٦﴾
بِمَبْعُوث۪ينَۖ
tekrar diriltilecek
﴿٣٧﴾
بِمُؤْمِن۪ينَ
inanıcı(insan)lar
﴿٣٨﴾
كَذَّبُونِ
beni yalanlamaları
﴿٣٩﴾
لَيُصْبِحُنَّ
onlar olacaklar
﴿٤٠﴾
فَاَخَذَتْهُمُ
derken onları yakaladı
فَجَعَلْنَاهُمْ
ve onları getirdik
غُـثَٓاءًۚ
sel süprüntüsü haline
﴿٤١﴾
مِنْ بَعْدِهِمْ
onların ardından
﴿٤٢﴾